Türkiye Avrupa Birliği İlerleme Raporları Üzerinden Ermeni Sorunu’nun Analizi

Ermeni Sorunu” yani “1915 Olaylarına İlişkin Ermeni İddiaları” yaygın bilinenin aksine 1987 yılından itibaren değil, Türkiye’nin Avrupa Toplulukları (AT) dolayısıyla Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerinin hukuksal başlangıcını oluşturan 1 Aralık 1964 tarihinden günümüze değin önemli bir olgu olarak yer almaktadır.

Zira 31 Temmuz 1959 tarihinde Avrupa Ekonomik Topluğu (AET)’na yaptığı ‘ortak üyelik’ müracaatının ardından Türkiye ile AET arasında ‘Ortaklık Antlaşması’nın imzalanmış ve bu Antlaşmanın yürürlüğe girmesi sürecinde Ermeni Kilisesi’nin öncülüğünde “1915 Olaylarına İlişkin Ermeni İddiaları” yeniden gündeme getirilmiştir.

Elli yılı aşkın bir geçmişe sahip olan Türkiye-AB/AT ilişkilerinde çeşitli faktörlerin etkisi ile zaman zaman ön plana çıkan/çıkarılan, zaman zaman ise unutulan/soğutulan “1915 Olaylarına İlişkin Ermeni İddiaları”nın etkisinin ise şu üç başlık altında analiz edilmesi mümkündür.

  1. AB/AT Organlarının “1915 Olaylarına İlişkin Ermeni İddiaları” kapsamında aldığı kararlar;
  2. Türkiye’nin tam üyelik süreci itibarıyla her yıl yayımlanan AB İlerleme Raporları’nda “1915 Olaylarına İlişkin Ermeni İddiaları”, kapsamında gündeme getirilen gelişmeler;
  3. AB üyesi devletlerin ulusal parlamentolarında/meclislerinde ve iç hukukları itibarıyla bazı yargı organlarında aldığı kararlar.

Çalışma bağlamında bu üç başlıktan sadece “AB İlerleme Raporları bağlamında Türkiye-AB ilişkileri” kısmı analiz edilmiştir. Lakin önemle belirtmek gerekmektedir ki bu çalışma akademik bir makale formatında kaleme alındığı için, mevcut konulara ilişkin bilgiler büyük ölçüde özetlenmiş ve gelen hatlarıyla irdelenebilmiştir.

Yukarıda belirtilen gerekçe dâhilinde 1998-2014 yılları arasında yayımlanan 16 İlerleme Raporu itibarıyla çalışmada şu 2 soru analiz edilmiştir:

  1. İlerleme Raporlarında konu edinilen Türkiye–Ermenistan ilişkilerine ilişkin hususlar bir süreklilik arz etmekte midir? Yoksa konjonktürel değişimler mi yaşanmaktadır?
  2. İlerleme Raporlarında vurgulanan Türkiye–Ermenistan ilişkilerindeki sorunlarda, Türkiye tarafından somut olumlu adımlar atılması Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecini hızlandırabilir mi?

Bilindiği üzere, 1998 yılından beri her yıl yayımlanan İlerleme Raporları Türkiye-AB ilişkilerinde yaşanan gelişmeleri analiz etmekte ve bir nevi Türkiye’nin adaylık sürecinin fotoğrafını çekmektedir. 2014’e kadar olan dönemde yayımlanan toplam 16 AB İlerleme Raporunda ise Türkiye–Ermenistan ilişkileri şu 13 ana ve alt başlıklar[1] içinde ele alınmıştır.

  • Adalet ve İçişleri Alanında İşbirliği: (2001, 2001)
  • Azınlık Hakları (Kültürel Haklar) ve Azınlıkların Korunması (1998, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2009, 2010, 2012, 2013).
  • Bilgi Toplumu ve Medya (2010)
  • Dış İlişkiler: (2006)
  • Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar: (2000, 2001, 2002)
  • Genel Değerlendirmeler: (2003, 2004, 2005)
  • Görsel İşitsel Politika (2009)
  • Medeni ve Siyasi Haklar: Din Özgürlüğü (2000, 2002, 2003, 2004, 2005, 2009, 2011)
  • Medeni ve Siyasi Haklar: İfade Özgürlüğü (2005, 2008, 2010, 2011, 2012, 2013)
  • (Basın Dahil) İfade Özgürlüğü (2006, 2007, 2009, 2010, 2012, 2013)
  • Mülkiyet Hakları: (2007, 2009, 2012, 2013)
  • Ortak Dışişleri ve Güvenlik (Savunma) Politikası: (2000, 2001, 2002, 2003, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013)
  • Toplanma Özgürlüğü (2011, 2012)
  • Yargı Sistemi: (2009)

Yukarıda yaptığımız tespitlerden de anlaşıldığı üzere farklı ana ve alt başlıklar içinde AB’nin ilgili raportörleri tarafından irdelenen Türkiye–Ermenistan ilişkilerinde ki her başlıkta yıllar itibarıyla bir devamlılık olduğunu ileri sürmek imkânsızdır. Örneğin “Bilgi Toplumu ve Medya” (2010), “Dış İlişkiler” (2006), “Toplanma Özgürlüğü” (2011), “Yargı Sistemi” (2009), “Görsel İşitsel Politika” (2009) başlıkları altında sadece 1 kez Türkiye–Ermenistan ilişkileri itibarıyla konu edilmiştir. “Ortak Dışişleri ve Güvenlik (Savunma) Politikası” başlığı altında ise Türkiye–Ermenistan ilişkileri 2004 yılı hariç olmak üzere her yıl gündeme taşınmıştır.

Tespit ettiğimiz 13 ana ve alt başlıklar içinde ise şu 9 konu raporlarda ön plana çıkmaktadır.

  1. “Azınlık Hakları;
  2. Dini Özgürlük;
  3. Dil Kullanımı;
  4. Dış İlişkiler ve Sınır Kapalı;
  5. İletişim ve Eğitim;
  6. Tarih Kitapları;
  7. İnsan Kaçakçılığı;
  8. Mülk Edinimi;
  9. İfade Özgürlüğü”.

Ancak tespit ettiğimiz bu konuların her sene düzenli bir biçimde raporlarda yer almadığı, bazı konulara dönemsel ve konjonktürel olarak değinildiği de görülmektedir. Bir tablo yardımı ile belirtirsek:

YIL Azınlık Hakları Dini Özgürlük Dil Kullanımı Dış İlişkilerSınır Kapalı İletişim ve Eğitim Tarih Kitapları İnsan Kaçakçılığı Mülk Edinimi İfade Özgürlüğü
1998 +
1999 Dolaylı –
2000 + + +
2001 +
2002 + – + – – –
2003 + – – + + –
2004 – – + – + + – X+ – –
2005 U.A.H.Uygun

Değil

– – – + Konf. +Basın + –

Okul –

– + – – 301. Md. –O. PAMUK

H. DİNK

2006 Stabil +- 301. Md. – –
2007 Stabil + – + – + – + – + – H. DİNK —
2008 + 301. Md. + –
2009 – – – – + – – +  – ErmeniceYayın + Sarı Gelin+ – + + – – –
2010 Kısıtlayıcı – + – + Protokoller + – – –
2011 Kısıtlayıcı + + – Protokoller – – ++ + + – –
2012 ++ — + – + Protokoller + ++ H. DİNK++-
2013 + – Protokoller + + + + – H. DİNK++-301. Md. +

 

Tablodan belirtilen verilerden de anlaşıldığı üzere, “İlerleme Raporlarında konu edinilen Türkiye–Ermenistan ilişkilerine ilişkin hususlar bir süreklilik arz etmekte midir? Yoksa konjonktürel değişimler mi yaşanmaktadır?” sorusu kapsamında Raporlarda yer alan hususlarda ismen de olsa bir süreklilik olduğu tespit edilmiştir. Fakat ele alınan hususların analiz derinliklerinin iç ve dış konjonktürdeki gelişmelerden etkilendiği görülmüştür.

Belirtilen ikinci analiz sorusu olan “İlerleme Raporlarında vurgulanan Türkiye–Ermenistan ilişkilerindeki sorunlarda, Türkiye tarafından somut olumlu adımlar atılması Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecini hızlandırabilir mi?” Kopenhag (siyasi, ekonomik, hukuki) Kriterleri itibarıyla düşünüldüğünde bu soruya “EVET” cevabı verilebilir. Fakat AB’ne tam üyelik sürecinde farklı kriterlerin ve AB Komisyonu dışındaki diğer organların ve oylama süreçlerinin de etkili olduğu unutulmamalıdır.

Zira AB Komisyonu’nun, Avrupa Parlamentosu gibi tek taraflı bir tutum içermediği görülmektedir. Bu durumun nedeni olarak hem AB Komisyonu’nun müzakereleri yürütmekle görevli bir organ olması hem de Türkiye’nin üyelik sürecinde tutulmak istenmesi şeklinde yorumlanabilir.

Açıklamalar

[1] Belirttiğimiz başlıkların isimleri zaman zaman değişmiş olmakla birlikte içerikleri büyük ölçüde aynı kalmıştır. Örneğin, 1998 yılında kullanılan “Azınlık Hakları ve Azınlıkların Korunması” başlığı, 2004 yılında “Azınlık Hakları, Kültürel Haklar ve Azınlıkların Korunması” haline gelmiştir.

Kaynakça

Özdal, Barış, “Avrupa Birliği İlerleme Raporları Bağlamında Türkiye-Ermenistan İlişkilerinin Analizi”, I. Uluslararası Türk-Ermeni İlişkileri ve Büyük Güçler Sempozyumu, Atatürk Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi Erzurum/Türkiye 2-4 Mayıs 2012 Erzurum: Atatürk Üniversitesi Yayınları No. 1033, 2014, ss. 113-124.

Özdal, Barış, “Avrupa Birliği, Türkiye – Ermenistan İlişkilerini Nasıl Okuyor? –İlerleme Raporları İtibarıyla Genel Bir Analiz”, Yeni Türkiye Ermeni Meselesi Özel Sayısı, Cilt V, Eylül-Aralık 2014, Yıl 20, Sayı 64, ss. 3843–3852.

© 2022 - Marmara Üniversitesi