XVIII. Yüzyılın İkinci Yarısında Osmanlı Ermenileri ve Bazı Önemli Simalar

Batılıların siyaset ve ticarette artan etkisi Ermeniler de dahil olmak üzere gayrimüslim cemaatlerin konumlarını yükseltmiş, Müslüman unsurlar uluslararası ticarette devre dışı kalmaya başlarken, özellikle Ermenilerin rolü daha da belirgin hale gelmeye başlamıştır. Yabancılarla gayrimüslim teb‘a arasında bir tür bağ oluşmuştur. Ticarette aracı durumda olan Osmanlı vatandaşı Ermeniler çifte konumdan yararlanmak üzere ayrıca bir büyük batılı devletin himayesine girmenin de peşinde olmuşlardır. Osmanlı Devleti, kapladığı geniş alan ve barındırdığı büyük nüfus ile iyi ve zengin bir pazar görüntüsü vermekle birlikte tarıma dayalı ekonomisi ile hammadde deposu gibi de gözükmüştür. Devletteki gayrimüslim teba ise, yeni ortaklıklar arayan uluslararası ticaretin temsilcileri için doğal müttefik olmuştur. 17. yüzyıl’dan itibaren Osmanlı ticaretindeki mevcudiyetini genişleten ve desteklerle büyüyen Avrupa ticaret kumpanyaları, doğal aracı olarak Ermenilere yönelmiş ve böylelikle onların ticaretteki rollerini arttırmıştır. 17. yüzyılın sonlarından itibaren Fener Rumları ile İzmir ve İstanbul Ermenileri, elçiliklerde tercüman olarak çalışan dönmeleri ve levantenleri giderek bertaraf etmişlerdir. Bunun sonucunda egemen bir konuma yükselmişlerdir.

Ayrıca Suriye ve Lübnan gibi yerlerin din görevlileri ile zengin Ermeni aileleri gelenek haline gelecek şekilde İtalya ve Fransa üniversitelerini tercih etmişlerdir. Böylece yeni batılı usüllere aşina hale gelmişler ve elçiliklerin aranan elemanları olmuşlardır (Lewis, 1988, s. 63-448). Bunların yanı sıra kendilerine ticari ayrıcalıklar sağlayan beratlar da elde etmişlerdir. Bu beratlar, başlangıçta yabancı tüccarlara bazı muafiyetler tanımak için verilse de zamanla yerli gayrimüslim ve özellikle Ermeni tacire verilmeye başlanmış ve hatta satılmıştır (İnalcık, 2000, s. 246-252). Kanuni, ticari ve mali ayrıcalıkların yanısıra Avrupa ile ticaret yapma tekeli de getiren beratlar belirli şart ve ücretlerle verilmiştir. Bunlar sayesinde Osmanlı, gayrimüslimlerine yabancı himayesindeki tüccarlarla rekabet olanağı vermiştir. Böylece Avrupa Tüccarları olarak bilinen imtiyaz sahibi bir sınıf ortaya çıkmıştır (Bağış, 1983). Rumlardan daha güvenilir, Yahudilerden ise daha eğitimli oldukları için bu sınıf çoğunlukla Ermenilerden oluşmuştur ve Ermeniler hem ticari hem de sınai gelişmelerde önemli roller oynamışlardır (Gibb&Bowen, 1957, s. 233 vd). Bu dönemde Ermenilerin tercüman olarak çalışmalarına izin verilmekle birlikte beratların satış yoluyla el değiştirmesi engellenmeye çalışılmıştır. Bu durumun Osmanlı ekonomisine zarar vereceği düşünülmüş ve bu nedenle beratlıların tespiti için çalışmalar yapılmıştır (Refik, 1988, s. 227-228).

18. yüzyıldaki önemli konsolosluk tercümanlarına örnek olarak Hagop Camcıyan verilebilir. İstanbul’da Latin misyonerlerden eğitim alan Hagop, 1725 yılında İsveç Elçiliği tercümanı olarak göreve başlamıştır. Hagop, çeşitli dillerden Ermeniceye çeviriler yapmıştır. Ayrıca O, Patrik Nalyan için Newton’un (1642-1721) fiziğe ve felsefeye dair iki eserini Fransızca’dan çevirmiş ve Nalyan’a ithaf etmiştir (Pamukciyan, 2002, s. 64-67). Ayrıca Camcıyan ailesinden bazı fertler berat elde etmiş ve ipek böceği tohumu ve hububat ticareti ile uğraşmıştır.

Fransız sefarethanesinde çalışan Bağdasar ve Serkis Saatçi’den sonra 18. yüzyılın ortalarına doğru. elçilik beratlılarının sayısı hızla artmıştır. Diğer isimler arasında ise İspanyol tercümanlarından olan Kozmas Kömürcüyan, Sicilya Baştercümanı Bedros Baronyan ve İzmir’de elçilik tercümanı olan Muradcan Tosunyan belirtilebilir. Ayrıca 1750’lerde önemli bir tüccar olan Hosveb Amira ve Şirketi, İngiltere’den saat ithali ve dağıtımı konusunda tekele sahip olmuştur. Bunun yanı sıra tekele sahip bir diğer aile de ordunun ekmek ihtiyacını karşılayan Noradunkyan ailesidir (Göçek, 1999, s. 558).

Osmanlı’da özellikle gayrimüslimler arasında bazı zenaatler nesiller boyunca bir ailenin mesleği olarak bilinmiş ve onların tekelinde kalmıştır. Halen faal olan zil yapımcısı Zilciyan ailesi bunun tipik örneklerinden biridir. 18. yüzyılda yeni bir nakışlı basma icat eden Ermeniler Kuzguncuk’ta küçük bir imalathane kurmuşlardır. İmalathaneyi Kayserili Serkis Kalfa kurduğu için de bu basma Serkis Kalfa Basması olarak adlandırılmıştır. Serkis Kalfa imalathanesi uzun yıllar işlerliğini sürdürmüştür (İncicyan, 1976, s. 19). Bölge dokumacılıkta önemli bir merkez haline gelmiştir. Özellikle Üsküdar çatmaları çok tutmuştur. Bunun yanı sıra III. Selim döneminde burada dokunan kumaşlardan Selimi-Selimiye adı verilen kumaşlar tüm dünyada büyük bir üne sahip olmuştur (Gürsu, 2002, s. 369). Bürüncük bükücü esnafları olarak tabir edilen esnaf gurubu içerisinde Ermenilerin önemli bir yer tuttuğu bilinmektedir. Ermeniler güçlü bir lobi oluşturmuşlardır. Lonca kethüdasının rızası dışında bazı yeni gruplar oluşturmak istemişlerdir. Örneğin sekiz Ermeni usta kendi aralarında anlaşarak birbirlerini kollamak için örgütlenmişler ve kethüdaya muhalif bir oluşum haline gelmişlerdir. Kethüda Mustafa’yı sıkıştırarak, rızası dışında dükkan açma, ustalık, kalfalık ve çıraklık verme gibi faaliyetlere girişmişlerdir (Kal’a-Tabakoğlu, 1997, s. 220).

Bu isimler arasında özellikle Rafael Manas dikkat çekmektedir. Bunun Balyan, Dadyan, Düzyan, ve Tıngıryan ailelerinden sonra, İstanbul’un en büyük ailelerinden olan Manas sülalesinin bir mensubu olduğu kabul edilmektedir. Kiliselerde muganni kadrosunda bulunmuş olan Rafael Manas I. Mahmud, III. Osman ve III. Mustafa döneminde sarayda ressamlık yapmıştır. III. Selim’i babası III. Mustafa ile birlikte resmettiği tablo pek çok albüme geçmiştir. Saray ressamları, sanatçılar ve hariciyeciler dahil olmak üzere XX. yüzyıl’a kadar Manas ailesinden pek çok Osmanlı devlet adamı çıkmıştır (İncicyan, 1976, s. 102); (Yarman, 2001, s. 62).

Bir diğer önemli isim de Patrik Krikor Basmacıyan’dır. Soyadı eski kaynaklarda Asdvadzaduryan olarak geçmektedir. 1715’te Samatya’da doğup 1791’de Trieste’de vefat etmiştir. 1764-1773 yılları arasında İstanbul Ermeni Patriği olmuştur. Basmacıyan, Hişadagaran adlı kronolojisi ile tanınmaktadır. Eserin büyük bölümünde İstanbul’da o dönemde yaşanan bazı olaylar da anlatılmıştır.

Önemli isimlerden biri de Hovhannesyan’dır. 1740’ta Balat’ta doğmuş ve 7 Mart 1805’te orada ölmüştür. İki eserinden biri Ermenice Osmanlı Tarihi diğeri ise Vibakrutyun Gosdantbubolso (İstanbul Tarihi)’dir. Mikayel Camcıyan, d’Ohnsson (Muratcan Tosunyan) ve İncicyan’dan da önemli şahsiyetler olarak bahsedebiliriz. Camcıyan, Ermeniler Tarihi adlı bir eser yazmıştır. Eserinde İstanbul’un fethinden de bahsetmiştir. Ragıb Paşanın kuyumcusu olan Kuleliyan’ın damadı d’Ohnsson (Muratcan Tosunyan) ise nitelikli pek çok araştırmalar yapmıştır. Bu isimlerin dışında İstanbul’da matbaa kuran ve tercüme faaliyetleri ile uğraşan Tibir ailesi fertlerinin, Bağdasar Tibir’in, Hekim ve müellif Garabed’in, Samatyalı Hekim Asadur oğlu Hekim Arzuman’ın, Tibir Gaseryan’ın ve müderris Kevork Gaseryan’ın da isimlerini zikretmek gerekir.

Son olarak İncicyan, Vedenik Mıkhitarist rahiplerindendir. 1758’de İstanbul’da doğmuş ve 1833’te Venedik’te ölmüştür. İstanbul ve tarihi ile ilgili üç eser yazmıştır. Bu eserlerden Amaranots Püzantyan (Bizans’ın Sayfiye Yeri) ikincisi Venedik’te basılan İstanbul Tarihi, üçüncüsü ise 8 cilt olarak basılan Tarabadum (Asrın Tarihi) idi. Ciltlerden dördünde İstanbul tarihini anlatan birer bölüm bulunmaktadır.

Kaynakça

Bağış, Ali İhsan (1983), Osmanlı Ticaretinde Gayr-i Müslimler: Kapitülasyonlar, Beratlı Tüccarlar, Avrupa ve Hayriye Tüccarları (1750-1839), Ankara.

Beydilli, Kemal (1984), “Ignatius Mouradgea d’Ohsson (Muradcan Tosunyan): Ailesi Hakkında Kayıtlar, Nizâm-ı Cedîde Dâir Lâyihası ve Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Siyâsî Hayatı”, İÜEF Tarih Dergisi, sayı 34, ss. 247-314

Gıbb, H.A.R. ve Bowen, Harold (1957), Islamic Society and the West, I/2, (Islamıc Society in the Eighteenth Century) Londra,

Göçek, Fatma Müge (1999), “Osmanlı Ermenilerinin Gündelik Hayatlarına Bir Bakış: XVIII. yüzyıl İstanbul’unda Ermeni Esnafları”, Osmanlı, Ankara, C. V, s.558.

Gürsu, Nevber (2002), “Kumaş”, DİA, c. XXVI, Ankara, s. 367-370.

İnalcık, Halil (2000), “İmtiyazat”, DİA, c. XXII, İstanbul, s.246-252.

İncicyan, P.G. (1976), 18. Asırda İstanbul, çev. Hrand D. Andreasyan, İstanbul, s.496.

Kal’a, Ahmet ve Tabakoğlu Ahmet (1997), İstanbul Ahkam Defterleri/İstanbul Esnaf Tarihi, İstanbul, s.220.

Lewis, Bernard (1998), Modern Türkiye’nin Doğuşu, Çev. Metin Kıratlı, Ankara, s.63-448.

Pamukciyan, Kevork (2002), Zamanlar, Mekânlar, İnsanlar, Haz. Osman Köker, İstanbul, s.64-67.

Refik, Ahmed (1988), Hicrî Onikinci Asırda İstanbul Hayatı, İstanbul,s.227-228.

Yarman, Arsen (2001), Osmanlı Sağlık Hizmetlerinde Ermeniler ve Surp Pirgıç Ermeni Hastanesi Tarihi, Ed. Ali Çakmak, İstanbul,s.62.[:en]

Bağış, Ali İhsan (1983), Osmanlı Ticaretinde Gayr-i Müslimler: Kapitülasyonlar, Beratlı Tüccarlar, Avrupa ve Hayriye Tüccarları (1750-1839), Ankara.

Beydilli, Kemal (1984), “Ignatius Mouradgea d’Ohsson (Muradcan Tosunyan): Ailesi Hakkında Kayıtlar, Nizâm-ı Cedîde Dâir Lâyihası ve Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Siyâsî Hayatı”, İÜEF Tarih Dergisi, sayı 34, ss. 247-314

Gıbb, H.A.R. ve Bowen, Harold (1957), Islamic Society and the West, I/2, (Islamıc Society in the Eighteenth Century) Londra,

Göçek, Fatma Müge (1999), “Osmanlı Ermenilerinin Gündelik Hayatlarına Bir Bakış: XVIII. yüzyıl İstanbul’unda Ermeni Esnafları”, Osmanlı, Ankara, C. V, s.558.

Gürsu, Nevber (2002), “Kumaş”, DİA, c. XXVI, Ankara, s. 367-370.

İnalcık, Halil (2000), “İmtiyazat”, DİA, c. XXII, İstanbul, s.246-252.

İncicyan, P.G. (1976), 18. Asırda İstanbul, çev. Hrand D. Andreasyan, İstanbul, s.496.

Kal’a, Ahmet ve Tabakoğlu Ahmet (1997), İstanbul Ahkam Defterleri/İstanbul Esnaf Tarihi, İstanbul, s.220.

Lewis, Bernard (1998), Modern Türkiye’nin Doğuşu, Çev. Metin Kıratlı, Ankara, s.63-448.

Pamukciyan, Kevork (2002), Zamanlar, Mekânlar, İnsanlar, Haz. Osman Köker, İstanbul, s.64-67.

Refik, Ahmed (1988), Hicrî Onikinci Asırda İstanbul Hayatı, İstanbul,s.227-228.

Yarman, Arsen (2001), Osmanlı Sağlık Hizmetlerinde Ermeniler ve Surp Pirgıç Ermeni Hastanesi Tarihi, Ed. Ali Çakmak, İstanbul,s.62.

© 2022 - Marmara Üniversitesi