Türk Tarih Ders Kitaplarında Ermeniler: Osmanlı İmparatorluğu’ndan Günümüze Kadar

Bu çalışmaya 2014-2015 yılında Türkiye’deki eğitim ve öğretim kurumlarında okutulmakta olan tarih ders kitaplarından 10. sınıf ortaöğretim kitabı esas alınmıştır. Osmanlı’dan günümüze kadar olan dönemi içeren bu kitapta Ermeni sorununa daha çok yer verildiği göze çarpmaktadır. Bunun nedeni Ermeni Sorununun ve 1915 olaylarının bu süreçte vuku bulmuş olmasıdır.

10. sınıf Türk tarih ders kitabında Ermenilere değinilen “Beylikten Devlete” başlıklı bölümde Ermeni toplumunun Bizans yönetiminden hoşnut olmadığına vurgu yapılmıştır (10. Sınıf, 2014, s. 7). “Osmanlı Devleti’nde Ermenilerin Durumu” başlıklı kısımda ise Ermenilerin Anadolu’da yaşayan en eski topluluklardan biri olduğu ve Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde Osman Bey tarafından Bizans baskısından kurtarıldıkları anlatılmıştır (10. Sınıf, 2014, s. 66-67).

Türk Tarih ders kitaplarında söz konusu döneme dair Türklerin ve Ermenilerin karşılıklı olarak toplumsal, siyasi, dinî ve kültürel alandaki etkileşimlerine dikkat çekilerek iki toplum arasında herhangi bir sorunun olmadığına vurgu yapılmıştır. Dolayısıyla Osmanlı’nın yükseliş döneminde Türk-Ermeni ilişkilerine dair verilen bilgilerin genel hatlarıyla olumlu ve nesnel bir bakış açısına sahip olduğu görülür.

Osmanlı’nın yıkılış dönemine ait bölümde ise, İtilaf devletlerinin Ermeniler üzerinde etkili olduğu ve iki toplum arasındaki kırılmanın tam da bu noktada ortaya çıktığı şöyle ifade edilmiştir:

… Osmanlı Devleti’nin yıkılış sürecinde İtilaf Devletlerinin Hıristiyan unsurlar üzerindeki politikaları özellikle Ermeniler, Rumlar, Nasturiler, Marunîler, Keldaniler ve Melkitler üzerinde etkili olmuşsa da, Süryani Kadimler (Eski Süryaniler) üzerinde pek etkili olmamıştır.

(10. Sınıf, 2014, s.67-68).

“XVIII. Yüzyıl Islahatlarının Osmanlı Toplumu ve Kültürüne Etkileri” başlıklı bir bölümde ise Osmanlı’daki reform hareketlerinin gerçekleştirilmesinde Ermenilerin rolüne dikkat çekilerek Batı kültürünün Ermeni toplumu üzerinden geldiği de yine nesnel bir gözlemle sunulmuştur:

XVIII. yüzyılda Avrupa’yla özellikle siyasi ve askerî alanda geliştirilen ilişkiler Osmanlı toplumunu etkilemeye başladı. Karşılıklı olarak açılan büyük elçiliklerin ve Avrupa’dan getirilen danışmanların aracılığıyla Batı kültürü, özellikle Osmanlı yöneticilerinde yaygınlaştı. Avrupa’ya gönderilen öğrenciler ve Avrupa ile ticari ilişkileri bulunan Rum ve Ermeni aileleri Batı kültürünü Osmanlı toplumuna taşıdılar.

(10. Sınıf, 2014, s.152).

I. Dünya Savaşı ile ilgili bölümlerin Ermeni kitaplarında olduğu gibi Türk ders kitaplarında da bir kırılma noktası olarak takdim edildiği görülür. Nitekim “I. Dünya Savaşı Yılları” başlığı altındaki bilgiler arasında Ermenilerin gerçek dışı tutumlarına yer verilmiştir.

Rum çetelerinin Türklere saldırıları Avrupa kamuoyuna Türklerin Rumlara saldırısı olarak yansıtıldı. Rumlar da tıpkı Ermeniler gibi abartılı nüfus istatistikleri yayımladılar.

(10. Sınıf, 2014, s.168).

Kitabın bundan sonraki bölümlerinde ve özellikle I. Dünya Savaşı döneminin anlatılarında artık iki toplumun birbirine olan pozitif etkilerinden ziyade “Ermeni çeteleri”, “Türkleri öldüren Ermeniler”, “Ruslara yardım eden Ermeniler…” vb. nitelemeler daha sık kullanılmaya başlar. Yani iki toplumun birlikte yaşama kültürünü ve komşuluk ilişkilerini öne çıkaran temalar tarih olmuştur.

7 Kasım 1877 gününün gece yarısında, bölge halkından olan Osmanlı vatandaşı Ermeni çeteleri Erzurum’un Aziziye Tabyası’na girerek tabyayı koruyan Türk askerlerini öldürdüler. Arkadan gelen Rus askerleri, hiçbir mukavemetle karşılaşmaksızın tabyayı ele geçirdiler.

(10. Sınıf, 2014, s.185).

Türk tarih ders kitaplarında “1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi)” başlıklı bölümde ise Ermenilerin ilk defa bu savaşta Ruslarla işbirliğine girdikleri, Ruslar tarafından kışkırtıldıkları, isyan ettikleri, Türklerin iki ateş arasında kalmasına neden oldukları ve Ermeni sorununun ilk defa bu savaşın ardından imzalanan Ayastefanos Antlaşması ile uluslararası bir belgede yer aldığına işaret edilmiştir. Bu antlaşma sonunda Kafkaslardaki Ermeni zulmünden kaçan 1 milyon Müslüman Türk Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmıştır (10. Sınıf, 2014, s.186). Bu çerçevede 93 Harbinin Türk tarih ders kitaplarında Ermeniler açısından bir kırılma noktası oluşturduğunu, bu savaşın anlatıldığı pasajlarda Ermenilere dair olumsuz nitelemelerin yer aldığını söylemek mümkündür. Bununla birlikte Ruslarla yapılan 1828-1829 Savaşı ve Kırım Harbi sırasında Ermenilerin bir kısmının bu devletle birlikte hareket ettikleri gerçeğinin ders kitabında yer almaması, düşmanlığın ve ihanetin tarihini derinleştirmemek adına insani bir tutum olarak görülmektedir.

Ermeni sorunu açısından bir diğer kırılma noktasına da “Berlin Kongresi ve Sonrası” başlıklı bölümde işaret edilir. Ermeni meselesinin Ayastefanos Antlaşması’nın ardından Berlin Antlaşması’nda da yer almasının tüm dünya kamuoyunun bu konuya müdahil olmasına yol açtığı ve böylelikle Avrupa devletlerinin Türk-Ermeni ilişkilerinde müdahale hakkı doğduğu, bunun neticesinde de Ermeni sorununda yeni bir dönemin başladığı belirtilir (10. Sınıf, 2014, s.187).

Ermeni ders kitaplarında olduğu gibi Türk kitaplarında da “Ermeni meselesi”ne geniş yer verilmiştir. Her ne kadar konu ve içerik bakımından birbirinden ayrılsa da konunun özel bir başlık altında ele alınmış olması iki ülke tarih ders kitaplarının benzer tutumlarından biridir. “Ermeni Meselesinin Ortaya Çıkışı” başlıklı bu bölümde “Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan itibaren Ermenilerle Türklerin iç içe yaşadıkları, Orhan Bey döneminde Ermenilerin Bizans zulmünden kurtarıldıkları, İstanbul’un fethinden sonra da Fatih Sultan Mehmet’in Ermeni Patrikhanesini kurduğu ve Ermenilerin ibadetlerini serbestçe yapmalarını güvence altına aldığı vb.” ifade edilmiştir. Ayrıca Ermenilerin Osmanlı Devleti’nde önemli görevlere getirildikleri, bakanlık ve elçilik yapanların bile olduğu, büyük şehirlerde yaşayan Ermenilerin ticaret, sanat, sarraflık ve bankerlik yaparak zenginleştikleri vs. hususlar, herhangi bir önyargı içermeden anlatılmıştr. Bu bölümde üzerinde durulması gereken önemli hususlardan biri de Ermeni nüfusu meselesidir. “Ermenilerin Osmanlı topraklarında dağınık olarak yaşadıkları ve en kalabalık olduklarını söyledikleri Doğu Anadolu ve Çukurova’da dahi Ermeni nüfus oranının % 20’ye ulaşamadığı” ortaya konulmuştur.

Oysa Ermeni ders kitaplarında nüfus meselesine bakışta bunun tam zıddı görülür. Ermeni nüfusunun çoğunlukta olduğu ileri sürülür:

1910-1911’de Genç Türkler tarafından Selanik şehrinde alınan parti kararları onların gizli toplantılarında kabul edildi. Bu kararlar, İmparatorluk topraklarında yaşayan ve Türk olmayan Müslümanların Türkleştirilmesi, Hıristiyanların ise yok edilmesini içeriyordu. Batı Ermenistan ve Küçük Asya’da Ermeni nüfusunun çoğunluk olarak yaşadığı yerlerdeki Ermeni nüfusu bu korkunç politikaların ilk kurbanlarından biri oldu

(8. Sınıf, 2007, s.162).

“Ermenilerin Çıkardığı Olaylar” başlıklı bölümde Ermenilerin Türklere ve hükümete yönelik eylemelerine yer verilmiştir. Bunları genel hatlarıyla şöyle sınıflamak mümkündür: Ermeniler yüzünden İngiltere, Fransa, Rusya ve Avusturya’nın sürekli Osmanlı’ya müdahalelerde bulunmaları, Ermeni komitelerinin Avrupa devletlerinin dikkatini daha fazla çekmek için olaylar çıkarmaları, Türk askerlerini öldürmeleri, baskın düzenlemeleri, devlete vergi vermeyerek Müslümanları katletmeleri, Kayseri, Yozgat, Çorum, Zeytun ve Kahramanmaraş’ta ayaklanmalar çıkartmaları kitapta ayrıca Ermenilerin “Osmanlı Bankası’nı ele geçirip olay çıkarmalarından ve Sultan II. Abdülhamid’e suikast düzenlemelerinden de bahsedilir (10. Sınıf, 2014, s.188-189).

Ermenilerin asılsız haberler çıkararak Avrupa kamuoyunu Türklerin aleyhinde yönlendirme girişiminde de bulundukları, bu nedenle Avrupa devletlerinin Berlin Antlaşması’nın 61. maddesine dayanarak Osmanlı Devleti’ne baskılarını artırdıkları bilgilerine de yer verilmiştir. Ermenilerin asıl amaçları, Osmanlı Devleti’nden ayrılmaktı. Azınlık okullarında Ermeni çetelerine ait cephane ve sığınaklar bulunmaktaydı (10. Sınıf, 2014, s.188-189). Azınlık okullarının “Osmanlı’ya ciddi zararlarının dokunduğu” çeşitli vesilelerle dile getirilmiştir (10. Sınıf, 2014, s.201). Yabancı okullarda eğitim alan Ermeni öğrencilerin siyasi olarak bilinçlendirildiği ve Osmanlı Devleti’nin parçalanmasına hizmet ettikleri öne sürülmüştür (10. Sınıf, 2014, s.201).

I. Dünya Savaşı yıllarında Ermenilerin durumunu tespit eden vurgu açıktır: “Ermeniler Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesini büyük bir fırsat olarak görmüşlerdir ve Rusya Doğu Anadolu’da Ermenileri ayaklandırmıştır”(10. Sınıf, 2014, s.210).

1915 olaylarına gelince Ermeni Tehciri, Sevk ve İskan Kanunu’nun ne olduğu, neden böyle bir kararın alındığı ve bu kararın mahiyeti hakkında detaylı bilgilere yer verilmiştir.(10. Sınıf, 2014, s. 212-213). Sevk ve İskân Kanununa giden süreçte Ermenilerin Ruslar tarafından silahlandırıldığı, Ermenilerin Türklere katliam uyguladıkları ve Ermeni örgütlerinin Ermeni toplumunu isyana teşvik ettiği dile getirilmiştir (10. Sınıf, 2014, s. 210-213).

Ders kitaplarında Ermeni isyanlarının ortaya çıkmasında Ermeni ruhani liderlerin rolü de tespit edilmiştir. Buna göre Komitecilerle kilise ortaklaşa katliamlar yapmışlardır. Akdamar Ruhban Okulu, Van katliamında aktif rol almıştır. Türkler bazı bölgelerde Ermeni zulmünden kurtulmak için göç etmek zorunda kalmışlar ve bu göç sırasında da yollarda Ermeni çeteleri tarafından katledilmişlerdir. Ermenilerin çocuk, kadın, yaşlı demeden herkesi katletmesi üzerine Osmanlı Devleti bir takım kararlar almıştır:

Osmanlı Dahiliye Nezareti 24 Nisan 1915’te Ermeni komite merkezlerinin kapatılması, belgelerine el konulması ve komite elebaşılarının tutuklanmasını bir genelge yayımlayarak ilgili merkezlere bildirdi. Sözü edilen genelge günümüz Türkçesi ile aşağıdaki gibidir:“Hınçak, Taşnak ve benzeri komitelerin gerek başkentte ve gerek diğer illerde bulunan şubelerinin derhal kapatılmaları, belgelerine, kesinlikle kaybolmayacak bir biçimde, el konulması, komitelerin başkan ve ileri gelenlerinden hükûmetçe tanınan fanatik kişilerle, önemli ve zararlı Ermenilerin hemen tutuklanması bulundukları yerlere devam ve oturmalarında sakınca görülenlerin uygun görülecek yerlerde toplattırılarak kaçmalarına fırsat verilmemesi, gerekli görülecek yerlerde silah aramasına başlanılması ve gerekenlerin derhal Divanıharb’e verilmesi hükûmetçe kararlaştırılmış olduğundan; bu konuda sivil memurlarla işbirliğinde bulunulması ve onlar tarafından istenilecek her türlü yardımın hemen yerine getirilmesi önemle rica olunur.” Başkomutan Vekili Enver bu genelge üzerine İstanbul’da Hınçak ve Taşnak Ermeni komitelerinin elebaşılığını yapan 2345 kişiyi tutukladı. Ermenilerin “soykırım yıl dönümü” diye andıkları ve her yıl Amerika Birleşik Devletleri’nin meclislerine getirilen “24 Nisan” günü meselesi, bu genelgenin yayınlandığı günü işaret eder

(10. Sınıf, 2014, s. 211).

Türk tarih ders kitaplarında Ermenilerin bağımsız bir Ermenistan kurma fikrinin mevcudiyeti ve bu uğurda Batılı devletlerden beklenen yardım sıkça tekrar edilen bir husustur. Ancak bu sorunun Gümrü ve Lozan antlaşmalarıyla hukuken çözüme kavuşturulduğu belirtilmiştir (10. Sınıf, 2014, s. 213-214).

“Ermeni İddiaları ve ASALA” başlıklı bölümde de Lozan Antlaşması’yla Ermenilere azınlık statüsü verildiği, ancak bunun Ermeniler tarafından yeterli görülmeyerek “Büyük Ermenistan” hayali ile olayların yeni bir boyuta taşındığı belirtilmiştir. Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 1948 tarihli sözleşmesini kabul ederek soykırım iddialarıyla ilgili hukuki iddiaları çürüttüğü ifade edilmiştir. Ayrıca 1915 olaylarının neden BM’in söz konusu soykırım tanımına uymadığının altı çizilmiştir (10. Sınıf, 2014, s. 214-215). Aynı bölümde Ermenilerin genel hatlarıyla Dört T olarak adlandırılan “Tanıtım, Tanınma, Tazminat ve Toprak” talepleri ortaya konulmuştur. Ermenilerin iddialarını terör yoluyla dünya kamuoyuna kabul ettirmeye çalıştıkları, Türkiye’den tazminat taleplerinin olduğu ve sonuçta “Büyük Ermenistan” hayalini gerçekleştirmek için Türkiye’den toprak koparmayı hedefledikleri dile getirilmiştir. ASALA’nın bu amaçla kurulduğu ve bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir. ASALA teröristlerinin Türk temsilciliklerine yönelik silahlı saldırıları üzerinde durulmuş ve bu eylemlerde hayatını kaybeden insanların listesi de sunulmuştur. (10. Sınıf, 2014, s. 214-215).

Ermeni terör örgütlerinin PKK ile işbirliği yapması, Ermenistan Cumhuriyeti’nin Türkiye’ye yönelik iddialarını bir devlet politikası hâline getirmesi, Ermenistan Bağımsızlık Bildirisinde kayıtlı ulusal hedeflerin adı geçen devlet anayasasının temel ilkeleri arasında yer aldığı, aynı anayasaya göre Ağrı Dağı’nın Ermenistan devlet armasına sokulduğu gibi güncel gelişmeler de kitabın aynı bölümünde işlenmiştir. Bunun yanında Ermenilerin dünya kamuoyuna kendilerini zulme ve haksızlığa uğramış bir toplum olarak yansıttıkları ve soykırımın tanınması için girişimlerde bulunarak birçok ülkede soykırımı kabul ettirdikleri, hatta Avrupa devletlerinin bazılarında soykırım iddialarını ders olarak okutmaya başladıkları da belirtilmiştir (10. Sınıf, 2014, s. 215-216).

Ders kitabında Ermenilerle ilgili olumsuz tanım ve tespitler şu şekilde sıralanabilir:

Çeteler kuran, terörist, abartılı nüfus istatistikleri veren, Batılılar tarafından kışkırtılan, Türk askerini ve halkını öldüren, Ruslarla işbirliği yapan, Osmanlı’ya ciddi zararları dokunan, İtilaf Devletleri ve Ruslar tarafından kışkırtılan, isyan eden, Türklerin iki ateş arasında kalmasına neden olan, Kafkaslardan Anadolu’ya 1 milyon Müslüman Türk’ün göç etmesine yol açan, Ermeni meselesinin tüm dünya kamuoyunun gündemine taşınmasına neden olan, Avrupa devletlerine Türk-Ermeni ilişkilerine müdahale hakkı veren, kışkırtılan, Ruslar tarafından örgütlendirilen, Fransız ihtilalinden etkilenen, Osmanlı’ya karşı komiteler kuran, Doğu Anadolu’da bir devlet kurmaya çalışan; Ruslar, İngilizler ve Fransızlar tarafından kullanılan, Avrupa devletlerinin dikkatini daha fazla çekmek için olaylar çıkaran, devlete vergi vermeyen, Osmanlı padişahı II. Abdülhamit’e suikast düzenleyen, Avrupa kamuoyunda asılsız haberler çıkararak kamuoyunu Türklerin aleyhinde yönlendirme girişiminde bulunan, azınlık okullarında Ermeni çetelerine ait cephane ve sığınaklar bulunduran, Ruslar tarafından silahlandırılan, Dört T olarak adlandırılan “Tanıtım, Tanınma, Tazminat ve Toprak” talepleri olan, terör yoluyla Ermeni iddialarını dünya kamuoyunda kabul ettirmeye çalışan, Türk temsilciliklerine yönelik silahlı eylemler gerçekleştiren, PKK ile işbirliği yapan, kendilerini dünya kamuoyuna zulme ve haksızlığa uğramış bir toplum olarak yansıtan, soykırımın tanınması için girişimlerde bulunarak birçok ülkede soykırımı kabul ettiren vs.

Türk ders kitaplarında Ermenilerle ilgili olarak ayrıca şu ifadeler de yer almıştır:

“Ermeniler kışkırtıldı”, “Ruslar tarafından örgütlendirildi”, “Fransız ihtilalindan etkilendiler”, “ayaklandılar”, “Osmanlı’ya karşı teşkilatlandılar”, “isyan ettiler”, “Rus ordusu ile birlikte hareket ettiler”, “Osmanlı’ya karşı komiteler kurdular”, “Doğu Anadolu’da bir devlet kurmaya çalıştılar”, “Uluslararası arenaya sahte nüfus belgeleri sundular”, “Ruslar, İngilizler ve Fransızlar tarafından kullanıldılar” vb.

Kitapta Türk-Ermeni kültür ilişkilerini vurgulayan, Ermenilerin müspet özelliklerini ortaya koyan tanım ve tasvirlere de yer verilmiştir. Bunlardan bazıları aşağıda sıralanmıştır:

Ermenilerin Anadolu’da yaşayan en eski topluluklardan biri olduğu; Bizans baskısından kurtarıldıkları; Osmanlı topraklarında özgürce yaşamalarına müsaade edildiği; Ermeni ruhani liderlerin Osmanlı Devleti tarafından resmen tanındığı ve dinî örgütlenmelerine izin verildiği; Ermenilerin Türkleri bir kurtarıcı olarak gördükleri; Fatih’in, Ermenileri, yönetim ve dinî işlerini düzenlemeleri için Gregoryen Ermeni Patrikhanesi’nin kurulmasına izin verdiği; Ermenilerin eğitim, öğretim, din, vakıf ve aile işlerini kendi geleneklerine göre düzenleme fırsatı elde ettikleri; verilen bu geniş hakların Ermeni toplumunun gelişmesinde büyük rol oynadığı; Fatih döneminde İstanbul’a yoğun bir Ermeni göçü yaşandığı; Yavuz Sultan Selim döneminde 1516’da Suriye ve Mısır’ın fethiyle Kudüs Ermeni Patrikhanesi’nin de Osmanlı yönetimine girmiş olduğu; Kanuni Sultan Süleyman döneminde de yeni fermanlarla Ermeni toplumuna yeni ayrıcalıklar verildiği; XVI. yüzyılda Osmanlı topraklarında 600.000 civarında Ermeni yaşadığı; Osmanlı Devleti’nin 1831’de Katolik Ermeni Patrikhanesi’nin kurulmasına izin verdiği; hoşgörü ve özgürlüğün bir sonucu olarak Türklerle en fazla kaynaşan topluluğun Ermeniler olduğu; Ermenilerin Türkçe konuştukları, ibadetlerini bile Türkçe yaptıkları; Islahat Fermanı’ndan sonra her çeşit devlet memurluklarında bulundukları; Osmanlı idaresinde Ermenilerden 33 mebus, 22 bakan, 29 general, 7 büyükelçi, 1 konsolos, 17 öğretim üyesi, 41 yüksek dereceli memur görev aldığı; II. Mahmud’un Ermenilerin kalpaklarına tuğra takmalarına izin verdiği; Abdülmecit döneminde Hazine-i Hassa amirliğinin Ermenilere verildiği; Ermenilerin bankerlik, sarraflık, mimarlık, ticaret, tıp ve tiyatro alanlarında kendilerine tanınan ayrıcalıklar nedeniyle etkin oldukları; kültürel gelişimlerini hiçbir engel ile karşılaşmadan sağladıkları; Batı kültürünün Ermeni toplumu üzerinden Osmanlı topraklarına geldiği vs.

Görüldüğü gibi Türk tarih ders kitaplarında Ermenilere dair anlatılara genel olarak bakıldığında Ermeni tarih ders kitaplarıyla birtakım benzer ve farklı yönlerin olduğunu söylemek mümkündür. Bu yönüyle ilk çağ anlatılarında iki ülke tarih ders kitaplarında Türk ve Ermeni toplumlarının genel hatlarıyla olumlu bir şekilde anlatıldığı görülmektedir. Ancak I. Dünya Savaşı ve 1915 olaylarının meydana geldiği tarihlerde ülkelerin tarih ders kitaplarında ciddi bir kırılmanın yaşandığı ve bu kırılmayla beraber hem Ermeni hem Türk tarih ders kitaplarında kullanılan söylemlerde bir takım menfi değerlendirmelerin/yargıların ön plana çıktığı görülmektedir. Bu kapsamda her ne kadar Türk tarih ders kitaplarında kullanılan söylemler Ermeni tarih ders kitaplarına oranla daha yumuşak ifadeler içeriyor olsa da, her iki ülke tarih ders kitaplarının revizyonunun elzem olduğunu söylemek mümkündür.

Kaynakça

Turan, V., İ. Genç, M. Çelik, C. Genç ve Ş. Türedi, (2014), Ortaöğretim Tarih 10, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, Ankara.

Պ.Չոբանյան, վ.Բարխուդարյան, Ա.Խառատյան,Է.Կոստանդյան,Ռ.Գասպարյան,Դ.Մուրադյան,Ռ.ՍահակյանԱ.Հակոբյան, ՀայոցՊատմություն: 8- րդԴասարանԴասագիրք, Երևան, Մակմիլան, 2007. [P. Çobanyan, V. Barkhudaryan, A. Khar’atyan, E. Kostandyan, R’. Gasparyan, D. Muradyan, R’. Sahakyan, A. Hakobyan, HayotsPatmutyun: 8-rd DasaranDasagirk’, Yerevan, Makmilan, 2007 (P. Çobanyan, V. Barkhudaryan, A. Khar’atyan, E. Kostandyan, R’. Gasparyan, D. Muradyan, R’. Sahakyan, A. Hakobyan, Ermeni Tarihi: Ortaöğretim 8. Sınıf Ders Kitabı, Erivan, Makmilan Yayınevi, 2007)].[:en]

Turan, V., İ. Genç, M. Çelik, C. Genç ve Ş. Türedi, (2014), Ortaöğretim Tarih 10, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, Ankara.

Պ.Չոբանյան, վ.Բարխուդարյան, Ա.Խառատյան,Է.Կոստանդյան,Ռ.Գասպարյան,Դ.Մուրադյան,Ռ.ՍահակյանԱ.Հակոբյան, ՀայոցՊատմություն: 8- րդԴասարանԴասագիրք, Երևան, Մակմիլան, 2007. [P. Çobanyan, V. Barkhudaryan, A. Khar’atyan, E. Kostandyan, R’. Gasparyan, D. Muradyan, R’. Sahakyan, A. Hakobyan, HayotsPatmutyun: 8-rd DasaranDasagirk’, Yerevan, Makmilan, 2007 (P. Çobanyan, V. Barkhudaryan, A. Khar’atyan, E. Kostandyan, R’. Gasparyan, D. Muradyan, R’. Sahakyan, A. Hakobyan, Ermeni Tarihi: Ortaöğretim 8. Sınıf Ders Kitabı, Erivan, Makmilan Yayınevi, 2007)].

Not

[:tr]Bu çalışma “Balkan ve Karadeniz Ülkelerinde Güncel Tarih Ders Kitaplarında Osmanlı / Türk İmajı” başlıklı (110K571 nolu) ve Doç. Dr. Mehmet Hacısalihoğlu tarafından yürütülen TÜBİTAK 1001 projesi verilerinden yararlanılarak hazırlanmıştır.[:en]

Bu çalışma “Balkan ve Karadeniz Ülkelerinde Güncel Tarih Ders Kitaplarında Osmanlı / Türk İmajı” başlıklı (110K571 nolu) ve Doç. Dr. Mehmet Hacısalihoğlu tarafından yürütülen TÜBİTAK 1001 projesi verilerinden yararlanılarak hazırlanmıştır.

[:]

© 2022 - Marmara Üniversitesi