Ermeni Diasporası’nın Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerine Etkisi

Türkiye’ye karşı uygulanan Ermeni diasporası faaliyetleri Türk dış politikasına tesir etmenin ötesinde Türkiye-Ermenistan arasındaki diplomatik yakınlaşmanın önüne de set çekmektedir. Diaspora sözde soykırım iddialarını Avrupa Birliği üyesi ülkelere kabul ettirerek Türkiye’nin dış politikasına zarar vermektedir. Başta Fransa, İngiltere ve Almanya olmak üzere Avrupa’da söz sahibi olabilecek bir ortam oluşturan Ermeni diasporası, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde yaptıkları faaliyetlerle AB üyeliğe girişini de engellemektedirler.

Diaspora’nın Türkiye-AB İlişkilerine Etkisi

Ermeni diasporası, Türkiye’ye karşı yürüttükleri kampanya ile sözde “soykırım”ın çeşitli ülkelerin ulusal ve yerel parlamentoları tarafından tanınması yoluyla Türkiye’ye  baskı yapmaya çalışmıştır. Ermenistan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonra bu yöndeki faaliyetler önemli ölçüde artmıştır. Bugüne  kadar Belçika, Fransa, Hollanda, İsveç, İsviçre, İtalya, Slovakya, Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi parlamentoları ile Avrupa Parlamentosu’nda sözde soykırıma ilişkin haksız bildiri veya kararlar kabul edilmiştir. Ayrıca, İsviçre’deki yerel parlamentoda da bu konuda kararlar geçirilmiştir (Hürriyet, 13.04.2005). Ermeni diasporasının bu çalışmalarının somut sonuçlarını sözde soykırım tasarılarının birçok ülke parlamentolarında tanınmasından dolayı anlayabiliriz.[1]

1967’den itibaren çeşitli Avrupa ülkelerinde geleneksel hale getirilen Dünya Ermenileri Konferansları ile desteklerini arttıran Ermeni diasporası gerçekleştirdikleri yürüyüş, eylem ve propagandalarla giderek etkinliklerini arttırmışlardır (Süslü, 1995, s. 27).

Günümüzde Ermeni diasporası ve bazı radikal gruplar, Türkiye’nin AB üyeliğini Ermeni sorunu ile ilişkilendirmekte ve Türkiye’nin AB üyeliğini Ermeni taleplerini karşılamasına bağlamaya çalışmaktadır. Özellikle Ermeni diasporası bu konuda faaliyetlerini her geçen gün arttırmaktadır.

Avrupa Birliği üyesi olan Fransa, ABD’den sonra %30’luk çalışma alanıyla diaspora Ermenilerinin en fazla olduğu ve en etkili olduğu ülkeler arasındadır. Fransa’da bulunan Ermeni diasporası uzun yıllardan beri politikada ağırlığını etkin bir şekilde hissettirmiş ve onların etkisiyle “1915’te Türklerin Ermenilere soykırım yaptığını” 18 Ocak 2001 tarihinde Fransa resmen kabul etmiştir. Fransa’da Ermeni diasporası Union Internationale des Organisations Terre et Culture (UIOTC) isimli bir federasyonda birleşmişlerdir. Günümüzde Fransa’da Ermenilerce okunan beş aylık-haftalık dergi ve iki de günlük gazete bulunmaktadır. ‘Fransız Ermeni Gençliği Hareketi’ (Mouvement de la Jeunesse Arménienne de France, J.AF.)’de aktif şekilde çalışarak gençler arasında Türk düşmanlığını yaymaktadır.

Diğer bir AB üyesi ülke olan Almanya’daki yoğun çalışmalar ve özellikle Almanya’nın soykırımda dünyada tek ülke olma görünümünden çıkma politikasından dolayı Bremen`de sözde soykırım anıtı dikilmiştir ve 16.06.2005 tarihinde Almanya 1915’te Türkiye’nin Ermenilere soykırım yaptığını kabul etmiştir.

AB kurumlarından biri olan Avrupa Parlamentosu’nun Ermeni soykırım iddialarına yönelik olarak 18 Haziran 1987 tarihinde aldığı karar bu konuda alınan ilk önemli karar olarak tarihe geçmiştir. “Ermeni Sorununun Siyasi Çözümü” başlığı altında alınan karar, Türkiye’nin bugünkü adıyla AB’ye o günkü adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu’na tam üyelik başvurusunda bulunmasından (14 Nisan 1987, AET Antlaşması’nın 237. maddesi, AKÇT Antlaşması’nın 98. maddesi ve AET Antlaşması’nın 205. maddesi temelinde) üç ay sonraya denk gelmiştir. Alınan tavsiye kararı, 1915-1917 döneminde cereyan eden olayları 1948 Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne göre soykırım olarak nitelendirmekte ve Türkiye’nin Ermeni soykırımını tanımamasının üyelik yolunda bir engel teşkil edeceğini belirtmektedir. Söz konusu kararda AP, AB Konseyi’nden Türkiye Hükümeti’nin 1915-1917 yılları arasında Ermenilere uygulanan soykırımı tanıması ve Ermeni tarafının temsilcileriyle diyaloga girmesi için çağrıda bulunmasını istemektedir (http://www.abmerkezi.org.tr/).

Uluslararası örgütlerin soruna bakış açılarına baktığımızda, Avrupa Konseyi’ne mensup bazı parlamenterler tarafından 1995 tarihinde sadece imza edenleri bağlayan bir deklarasyon yayınlanmıştır. Deklarasyona göre, “24 Nisan 1915’in Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan Ermenileri yok etme planının uygulamaya koyulduğu tarih olduğu; 20. yüzyılın ilk soykırımı olarak kabul edilen Ermeni soykırımının yıldönümünün anıldığı ve insanlığa karşı bu suçun kurbanları olan Ermenilerin hatıralarının selamlandığı” bildirilmiştir. Türklerin bir dünya devleti olarak uluslararası camiada saygın bir konuma gelmesini engellemek isteyen Ermeni diasporası, bu amaçla Avrupa Birliği içindeki muhafazakâr Katolik ve Ortodoks ve Türk karşıtı kesimler üzerinde uyguladığı siyasetle amaçlarına ulaşmada önemli mesafeler kat etmektedir (Tacar, 2003, s. 249).

Avrupa Parlamentosu’nun 2000 yılının Kasım ayında gerçekleştirdiği Genel Kurulda kabul edilen Morrillon Raporu’nda sözde Ermeni soykırımı ile ilgili bir paragraf yer almaktadır. Türk makamları raporun sadece tek yanlı bir bakış açısıyla Ermenilerin iddialarına yönelik yazıldığını bildirerek sert bir şekilde kınamıştır. Paragrafa karşılık Türk Dışişleri Bakanlığı’nca bir açıklama yapılarak, Ermeni terörünün doğurduğu acıları Türk halkı hala yaşarken, yayınlanan raporun, Avrupa Parlamentosu’yla geliştirilmesi gereken ilişkilere zarar verdiği belirtilmiştir. Ayrıca Avrupa Parlamentosu’nun, 1987’de tarihi dayanağı olmaksızın aldığı sözde Ermeni soykırımı ile ilgili karar, 1987 yılındaki yanlış değerlendirmeler, ne yazık ki, Morrillon Raporu’nda da yer almıştır (Dışişleri Güncesi, Kasım 2000, s. 72).

Avrupa Ermeni Federasyonunun, 2002 yılında AB üyesi 15 ülkeye Türkiye karşıtı çağrı yapması gibi, Ermeni diasporasının Türkiye aleyhine birçok faaliyetleri vardır. AB doğru dürüst bilgisi olmadığı bu konuda tutarsız adımlar atabilmektedir. 2002’de Avrupa Parlamentosu ortaklık ve işbirliği çerçevesinde AB’nin güney Kafkasya ilişkileri başlıklı kararda Türkiye’nin Ermeni soykırımını kabul etmesi gerektiğini söylerken, 2005’te AB’nin güney Kafkaslardaki özel temsilcisi Heikki Talvitie Türkiye ile AB arasındaki yakınlaşmanın Ermeni meselesinin çözümüne yardımcı olacağını ve varılan noktada sadece Türkiye’den uygun adımlar beklememek gerektiğini belirtmiştir. Görüldüğü üzere AB birlik olarak bu konuda kararsız ve bilgisiz haldedir (Şimşir, 2005, s. 412).

Türkiye ile Ermenistan ilişkilerinin düzelmesi AGİT ve ABD tarafından ne zaman istense sürekli olarak Ermeni diasporasının engelleri ile karşılaşmakta, Türkiye’nin tartışmasız iddiaları kabul etmesi beklenmektedir. Çevresi yaklaşık 100 milyon Türk nüfusu ile çevrili olan Ermenistan, Türk tehdidi ile yaşamaktadır ve ön yargılarını bir türlü atamamaktadır. Bu algılama ne yazık ki Ermeni diasporası tarafından da kullanılmakta ve beslenmektedir. Bilindiği üzere diasporanın nüfusu Ermenistan Devleti’nin nüfusundan çok fazladır ve dünyanın dört bir yanına yayılmıştır (Laçiner, Özcan, Bal, 2004, s. 90).

Türkiye’nin AB üyeliğinin, bu dünyanın dört bir yanına yayılmış Ermeni diasporası ve Ermenistan’ın ön yargılı Türk dış politikasını değiştirebileceği düşünülmektedir. Gelecek için çok ümit verecek bir gelişme de, hem Ermenistan, hem de Türkiye’nin AB üyeliğini öncelikleri arasına almalarıdır. Hedeflerindeki benzerlik, iki ülkeyi birbirine yakınlaştıracaktır. Ancak Ermeni diasporası bunun bilincinde olup zaman zaman faaliyetlerinde hızlanarak Avrupa’nın birçok ülkesinde soykırım tasarıları sunarak ilişkileri germeye çalışmaktadır (Laçiner, Özcan, Bal, 2004, s. 94).

Ermeniler yaşadıkları ülkelerin ekonomik, kültürel ve politik yaşamında aktif rol oynamaktadırlar.[2] Dinsel ve ulusal kimliklerine sıkı bir şekilde bağlılık gösteren diasporadaki Ermeniler, kilise, okul, dernek, yardım kuruluşları ve basın yayın kuruluşları kurmuşlardır. Aynı zamanda Batı’da bulunmalarının nedeni olarak ifade ettikleri sözde soykırım anı ve mirasını savunmaktadırlar (Gürün, 2005, s. 121). Bu amaçla 1998 yılında Avrupa diasporasındaki Ermeni kuruluşlarını bir araya getirmek ve aralarındaki işbirliğini kolaylaştırmak için Avrupa Ermeni İşbirliği Forumu (The Forum of Armenian Associations in Europe (FAAE)) oluşturulmuştur. Halen 16 Avrupa ülkesindeki üye kuruluşları bilgi ağı ve birlikte hareket konusunda destekleyen FAAE, bundan başka uluslararası ilişkiler, insan hakları sorunları, ekonomik işbirliği ve kültürel konuları içeren, üye kuruluşların karşılaştığı sorunlarla ilgilenmektedir. Ermeni dilinin ilerletilmesi gibi kültürel konularda ya da sözde Ermeni soykırımı ve Türkiye’nin Ermenistan ambargosu gibi siyasal konularda güncel projeler yürütmektedir ( Karagül, 2003, s. 4).

FAAE, Brüksel’de AB kurumlarıyla çalışan Ermeni kuruluşlarına yardım ve AB’de Ermenilerle ilgili konularda bilgi temin etmek ve uzmanlık amacıyla bir büro açmıştır. FAAE, bu büro aracılığıyla Türkiye’nin AB’nin tam üyesi olmadan önce sözde soykırımı resmen tanıması için AB kurumları nezdinde girişimlerde bulunmak için çalışmalar yürütmektedir. Ayrıca Türkiye’nin 1993’ten bu yana Ermenistan’a uyguladığı ambargonun kaldırılması ve Ermenistan politikasını değiştirmesi için çalışmaktadır (Karagül, 2003, s. 5).

Avrupa Birliğine giriş sürecinde demokratikleşme, insan hakları, Güneydoğu ve Kıbrıs sorunu gibi önemli sorunlarla baş etmek zorunda olan Türkiye’nin bir de Ermeni meselesi ile köşeye sıkıştırılmak istendiği açıktır. Bu açıdan ele alındığında Avrupa Birliği’ne üyelik müzakerelerinde karşı tarafın önümüze koyacağı kozlara bir başkasının daha eklendiğini söyleyebilmek için çok da uzak görüşlü olmaya gerek yoktur ( Ermenisorunu.gen.tr).

Ermeni iddialarının Ermeni diasporası tarafından çeşitli ülkelerde gündeme getirilmesi, 1991 yılında Ermenistan’ın bağımsızlığı ile birlikte sorunun uluslararası ilişkiler boyutu ön plana çıkmıştır. Ermeni diasporası sözde soykırımın tanınması yolunda yaptığı olumsuz propagandalarla Türkiye’nin uluslararası ilişkilerinde ve dünya kamuoyundaki imajını zedelemiş ve bugün Türkiye’yi tehdit eden önemli faktörlerden birisi haline gelmiştir.

Ermeni diasporası Türkiye’nin dış politikasında ve Avrupa Birliği üyelik sürecinde de sorun yaratmakta ve her aşamada karşısına çıkmaktadır. Türkiye’nin, Ermenilerin soykırım iddialarını kabul etmediği takdirde, Avrupa Birliği’ne üye olarak kabul edilmemesi yolunda Avrupa Parlamentosu’nda şu anki eğilimin de ileride Türkiye için olumsuz sonuçlar doğurması olasılığı vardır. Parlamentonun aldığı kararlarda pek çok ülke ve bazı uluslararası kuruluşlar düzeyinde tanınan soykırımın Türkiye tarafından da tanınması üzerinde yoğunlaşılarak Türkiye’nin tezleri dikkate alınmamaktadır.

Avrupa Birliği, Ermeni sorunu konusunda Türkiye’ye iki dayatmada bulunmuş ve Türkiye’nin AB’ye girmesi için Türkiye’nin Ermeni soykırımını tanıması ve Türkiye’nin Ermenistan’la sınır kapısını açmasını talep etmiştir. Türkiye ile Ermenistan arasında Ermenistan yönetiminin soykırım iddialarını uluslararası alanda gündeme getirme çabalarından ve Karabağ sorunundan kaynaklanan gerginlik diasporanın da devreye girmesiyle diğer ülkeler ile Türkiye ve Ermenistan’ın ilişkilerini etkileyen bir noktaya gelmiştir. Ermeni diasporası Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde olumsuz bir faktördür. Türkiye ile ilişkilerini normalleştirmek Ermenistan’ın çıkarınadır.

Bugün Avrupa Birliği üyeleri arasında Ermeni diasporasının en güçlü olduğu ülkelerden birisi, Fransa’dır. Başta Fransa’daki diasporanın girişimi ile “sözde soykırımı tanıtma çabaları, tarihsel iddia ve suçlamaları” Türkiye’nin dış politikasını sürekli baskı altında tutmakta ve Türkiye’ye yönelik psikolojik operasyonlar yapılması için değişik ülkelerin eline büyük fırsatlar vermektedir.

Bütün bu olumsuz propagandalar ve diaspora ile mücadelede yapılması gereken pek çok konu vardır. Yurt dışında yaşayan Türklerin bulundukları ülkeye asimile olmak yerine entegre olma yolunu tercih ederek, Türk kültürünü yaymak amaçlı kurdukları dernek ve vakıflar gibi sivil toplum kuruluşlarının daha aktif konuma getirilmeleri gerekmektedir. Ermeniler sayıca az olmakla birlikte nasıl etkili siyaset izliyorlarsa, dünyadaki Türkler de diaspora faaliyetleri yürüterek Türkiye’nin ecdadından gelen vicdani ve koruyucu, insana değer veren yüzünü dünyaya tanıtmalıdır. Tabiî ki bu uygulamaları gerçekleştirmede, Türkiye Cumhuriyeti Devleti oluşturacağı, ayrı bir fonla devlet destekli bir uygulama haline getirmesi gerekmektedir. Küreselleşmenin yararları, bu sorunun çözümünde etkili olacaktır. Radyo, televizyon ve internet, Türkiye’nin sorunu çözmesinde yardımcı olacaktır. Ak Parti döneminde başlatılan barış süreci, sekteye uğramadan kararlılıkla sürdürülmeli, Ermeni diasporası yalnız bırakılarak etkisi azaltılmalıdır.

Açıklamalar

[1] Sözde soykırımı tanıyan ülkeleri şöyle sıralayabiliriz: 1982 Güney Kıbrıs Parlamentosu; 1995 Rusya Duması; 25 Nisan 1996 Yunanistan Parlamentosu; 1997 Kanada Parlamentosu; 26 Mart 1998 Belçika Senatosu; 24 Nisan 1998 Avrupa Konseyi Bildirisi; 29 Nisan 1998 Avustralya, New South Wales Eyaleti; 2000 Vatikan; 11 Mayıs 2000 Lübnan Parlamentosu; 15 Kasım 2000 Avrupa Parlamentosu; 16 Kasım 2000 İtalya Parlamentosu; 18 Ocak 2001 Fransa Parlamentosu; 10 Aralık 2001 İsviçre Cenevre Kantonu; 23 Eylül 2002 İsviçre Vaux Kantonu; 16 Aralık 2003 İsviçre Parlamentosu; 30 Ekim 2002 İngiltere Galler Bölgesi Milli Meclisi; 18 Mart 2004 Arjantin Parlamentosu; 26 Mart 2004 Uruguay Parlamentosu; 30 Kasım 2004 Slovakya Parlamentosu; 5 Aralık 2004 Hollanda Parlamentosu; 20 Nisan 2005 Polonya Parlamentosu; 16 Haziran 2005 Almanya Federal Meclisi; 12 Ocak 2007 Arjantin Parlamentosu; 2005 Venezuela; 2005 Litvanya; 2007 Şili; 2010 İsveç Parlamentosu (Bkz., Kumkale, 2007, 38; http://www.armeniangenocide.org/Affirmation.156/current_category)

[2] 1990’ların başında AB ülkelerinde tahmin edilen Ermeni nüfusu, 550 bin kadardır. AB ülkelerinde en fazla Ermeni, Fransa’da yaşamaktadır. Yaklaşık 450 bin Ermeni’nin yaşadığı Fransa’nın başkenti Paris, 200 bin civarında Ermeni nüfusunu barındırmaktadır. Almanya’da 42 bin, Yunanistan’da 20 bin, İngiltere’de 18 bin olan Ermenilerin, diğer AB ülkelerindeki toplam nüfusu yaklaşık 25 bindir. Ermenistan Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan internet sitesine göre, AB ülkelerindeki toplam Ermeni nüfusu yaklaşık 550 bin olarak gosterilmektedir: http://www.armeniadiaspora.com/population/index.html (20.05.2002).

Kaynakça

Kitaplar ve Makaleler

“European Parliament, Report On The 2000 Regular Report From The Commission On Turkey’s Progress Towards Accession” (COM(2000) 713 – C5–0613/2000 – 2000/2014(COS)), 11.10.2001.

“European Parliament, Resolution on a Political Solution to the Armenian Question”, Doc. A2–33/87, 18.6.1987.

Council of Europe, “Commemoration of the Armenian Genocide of 1915”, Doc. 8091, (24.4.1998).

Dışişleri Bakanlığı Belleteni (1984), Aralık, Sayı 12, Ankara.

Gürün, Kamuran (2005), Ermeni Dosyası, Remzi Kitapevi, İstanbul.

Karagül, Soner (2003), “Avrupa Birliği ve Ermeni Sorunu, Ermeni Araştırmaları Dergisi, Sayı 8, 25-29.

Kumkale, Tahir Tamer (2007), Diaspora Ermenilerinin soykırım yalanları ve mücadele yöntemleri, Pegasus Yayınları, İstanbul.

Laçiner, Sedat, Mehmet Özcan, İhsan Bal (2004), Türkiyeli Avrupa, Hayat Yayınları, İstanbul.

Süslü, Azmi, Fahrettin Kırzıoğlu, Refet Yinanç, Yusuf Halaçoğlu (1995), Türk Tarihinde Ermeniler, Levent yayıncılık, Ankara.

Şimşir, Bilal N. (2005), Ermeni Meselesi 1774-2005, Bilgi Yayınevi, Ankara.

Tacar, Pulat (2003), “Ermenilerin Soykırımı Savının Oluşturduğu Gerginliğin Çözümü ile ilgili Hukuki ve Siyasi Öneriler”, Şenol Kantarcı (ed.), Ermeni Araştırmaları I. Türkiye Kongresi Bildirileri, Cilt 2, ASAM-Ermeni Araştırmaları Enstitüsü Yayınları, Ankara, 249-257.

Gazeteler

Ermeni tasarısının bir oyla kabul edilmesinin doğurduğu öfke”, Milliyet gazetesi, 8 Mart 2010.

Türkiye’nin Ermeni tasarısı planları hazır, Hürriyet gazetesi, 5 Mart 2010.

Ermeni tasarısı geçerse ne olur?,”, Hürriyet gazetesi, 13.04.2005.

Ermeni soykırımı yalan”, Hürriyet gazetesi, 23 Nisan 2005.

Ermeni tasarısında son durum”, Sabah gazetesi, 4 Mart 2010.

“Dışişleri’nde 4 Mart alarmı”, Akşam gazetesi, 4 Mart 2010.

“Kıran Kırana Soykırım”, Milliyet gazetesi, 12 Mart 2010.

“Fransa’da sözde soykırımı inkar yasa tasarısı yeniden mecliste”, Hürriyet gazetesi, 23.10.2014.

İnternet Kaynakları

http://www.ermenisorunu.gen.tr

http://www.armeniadiaspora.com

http://groong.usc.edu/ADconf/index.html

http://www.armeniadiaspora.com/population/index.html, (20.05.2002.)

http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2009/10/091011_erdogan_armenia.shtml, (15.04.2010)

http://www.mfa.gov.tr/disisleri-bakani-sayin-ahmet-davutoglu_nun-turkiye-ile-ermenistan-arasinda-zurih_te-imzalanan-protokollere-iliskin-degerlendirme.tr.mfa, (18.04.2010)

http://www.cnnturk.com/2010/dunya/03/05/azeri.meclisinden.ermeni.kararina.karsi.bildiri/566463.0/index.html, (08.03.2010)

www.armenianpages.com, (10.05.2010)

http://www.setav.org/index.php?option=com_content&task=view&id=1209&Itemid=29, (05.05.2010)

http://www.eraren.org/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=361. (01.03.2010)

http://www.mfa.gov.tr/5-mart-2010-tarihli-basin-toplantisinin-metni.tr.mfa, (08.03.2010)

http://www.bbm.gov.tr/Forms/p_NewsDetail.aspx, (15.03.2010)

http://www.abmerkezi.org.tr/makale1.php,(19.03.2010) http://www.eraren.org/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=144

http://www.armeniangenocide.org/Affirmation.156/current_category.7/affirmation_detail.htm

© 2022 - Marmara Üniversitesi