Avrupa Birliği’nin Ermeni Soykırımı Sorunundaki İletişim Stratejisi: 1987 Referans AP Kararı Örneği

Avrupa Birliği başta Avrupa Parlamentosu olmak üzere 1980’li yıllardan beri 1915-1917 olaylarını Birleşmiş Milletler’in 9 Aralık 1948 tarihli kararındaki “soykırım” tanımına uygun görerek soykırım/genocide olarak ilan etmiştir. Bu ön kabul ile iletişim stratejisini inşa eden Avrupa Parlamentosu, Türkiye’nin de bu kararları kabul etmesini istemiş ve Ermeni soykırımını reddetmesinin Avrupa Birliği üyeliğinin kesin engeli olduğunu açıklamıştır. Bilindiği gibi Türkiye’nin üyesi olmaya çalıştığı Avrupa Birliği aldığı kararlarla Türkiye üzerinde yaptırım gücü olan uluslarüstü bir örgütlenmedir. Türkiye’nin Avrupa Topluluğu’na tam üyelik başvurusundan hemen sonra, 1987’de Avrupa Parlamentosu’nda soykırımı iddialarını kabul ettiren Ermeni diasporası ve lobileri, kadim hedeflerine bu yolu da zorlayarak varmak istemektedirler.

Avrupa Parlamentosu Öncülüğünde Şekillenen İletişim Diplomasisi

Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili Avrupa Birliği organlarının farklı yaklaşımları ve iletişim stratejileri vardır. Avrupa Komisyonu, Konseyi ve Zirveler daha diplomatik formülasyonlarla üstü kapalı kararlar alırken Avrupa Parlamentosu diplomatik kaygılardan uzak daha net ve açık kararlar almaktadır (Ünal, 2011, s. 253-266). Aynı zamanda Avrupa kamuoyunun sesini yansıtan Avrupa Parlamentosu açıkça Türkiye’nin Ermeni “soykırımını” tanımasını istemekte, diğer kurum ve kuruluşları ve üye devletleri de benzer kararlar almaya teşvik etmektedir. Bu konuda aldığı 1987 tarihli referans kararında, Ermeni soykırımını tanımanın Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olmasının bir ön şartı olduğunu ileri sürerken müzakereleri yürütmekle görevli Avrupa Komisyonu ise bunu açıkça dile getirmemekte ancak o karara atıfla bazı kararlar almaktadır. (Örneğin Avrupa Komisyonu, Türkiye’nin Katılım Yönünde İlerlemesi Hakkında 2004 Yılı Düzenli Raporu, 6 Ekim 2004. Commission of the European Communities, Turkey 2004, 2004 Regular Report from the Commission on Turkey’s Progress Towards Accession, 6 October 2004) Aynı şekilde AB Devlet ve Hükümet Başkanları ile Avrupa Konseyi aday ülkelerin uymakla yükümlü olduğu Kopenhag kriterlerini dikkate alarak, böyle bir tanımaya dolaylı değinmektedir. Ayrıca, Türkiye’nin Ermenistan ile olan ilişkilerini normalleştirmesi istenmektedir. Tarihi süreç içinde ele alındığında ise; Avrupa Birliği ve bazı üye ülkelerinin Ermeni tezlerini destekledikleri, Ermeni sorununu fırsat buldukça gündeme getirerek Türkiye üzerinde siyasi ve psikolojik bir baskı unsuru yarattıkları gözlenmektedir. Bu bağlamda Avrupa Parlamentosu’nun başta 1987 tarihli referans kararı ve bu karara atıfla alınan diğer kararlar ve hazırlanan raporlar da işlerini hayli kolaylaştırmaktadır.

1980’lerden itibaren Türkiye’nin AT/AB ile ilişkilerinde belirleyici bir rol oynayan AP, özellikle Türkiye’nin Avrupa Topluluğu’na üyelik için resmen başvurusundan hemen sonra önemli raporlar hazırlamış ve kararlar almıştı. Eş zamanlı olarak yürüyen kurumsal reform süreci içinde AB içindeki kurumsal değişimlerde yaşanmaktaydı. Bu bağlamda, Avrupalıların iradesinin temsil edildiği Avrupa Parlamentosu’nun yetkilerinin de aşamalı olarak 1980 sonrası dönemde artırıldığı ve buna paralel siyasi gücünü Türkiye üzerinde test ettiği tarihi bir olgudur. AB’nin Türkiye’den taleplerinin, anlaşılır, diplomatik dilden uzak, en açık ve oldukça kaba biçimde dile getirildiği kurum Avrupa Parlamentosudur. Ayrıca aldığı kararların daha sonraki süreçte Konsey veya Komisyon kararı olarak Türkiye’nin karşısına çıktığı gözlenmektedir (Şimşir, 2006, s.10). Dolayısıyla, AB’nin Türkiye’ye yönelik tutumunu ve politikalarını analiz etmek için AP kararlarından ve stratejik hamlelerinden faydalanmak stratejik bir yöntem olacaktır.

Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu’nun aldığı kararları Türkiye’de sanıldığının aksine hiçbir zaman boş saymıyor, dikkate alıyor, yaptığı incelemelerde, hazırladığı raporlarda mutlaka AP’nin kararlarına atıfta bulunuyor. Türkiye’de AP’nin kararları her ne kadar tavsiye kararlarıdır denilse de bu kararlar Avrupa müktesabatının bir parçası olarak önemlidir ve bu kararlara atıf yapılarak AB’nin diğer kurumları tarafından da benzer kararlar alınmaktadır. Diğer taraftan Avrupa Komisyonu ve Parlamentosu bir karar kabul ettiği zaman, üyeliğe aday ülkelere “mademki AB’ye üye oluyorsunuz, öyleyse siz de bunları kabul edin” (Şimşir, 2006, s.10) şeklinde bir iletişim stratejisi takip ediyor, Bu çerçevede Avrupa Parlementosu’nun Ermeni sorunu hakkında aldığı kararlar da AB’nin Ermeni sorununa yaklaşımını ve izlediği iletişim diplomasisini belirleyen en önemli kriterlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

18 Haziran 1987 Tarihli Referans AP Kararı

Avrupa Parlamentosu, “1915-1917 yıllarındaki Ermeni olaylarını, Birleşmiş Milletler’in 9 Aralık 1948 tarihli kararındaki soykırım tanımına uygun bulur ve ilan eder, Türk hükümetinin de bunu kabul etmesini ister. Türkiye’nin bu olguyu reddetmesinin Avrupa Topluluğu üyeliğinin kesin engeli olduğunu açıklar” şeklindeki Ermeni soykırımını tanıyan kararını, ASALA’nın silah bırakmasından (Hyland, 1991) hemen sonra alması oldukça dikkat çekicidir.

Türkiye’nin Avrupa Topluluğu’na tam üyelik başvurusunun hemen ardından (Arslan, 2008, s. 124-149) Ermeni sorunuyla ilgili kabul ettiği 18 Haziran 1987 tarihli bu kararı, daha sonra alınacak kararlara, hazırlanacak raporlara referans kaynağı olacağından konuyla ilişkili en kapsamlı karardır ve zamanlama açısından da oldukça manidardır. Dolayısıyla, konunun şekillenmesi açısından çok önemli olan bu karar gelişmelerin rotasını çizmektedir. Kararda; Avrupa Parlamentosu’nda konuyla alakalı daha önce verilen tüm önerge, yasa teklifleri ve raporlara tek tek atıf yaparak, Ermeni sorunuyla ilgili önyargılı ve taraflı olarak Türkiye’yi oldukça rahatsız eden hükümler içermekteydi. Kararda Ermeni tarafının, 1915 olaylarını 1948 Birleşmiş Milletler Sözleşmesi kapsamında planlı bir soykırım olarak değerlendirdiği, Türk Devleti’ninse soykırım suçlamasının asılsız olduğu gerekçesiyle sürekli reddettiği vurgulanmaktadır. Karara göre, AP Türkiye’de yaşayan Ermeni halkının etnik, dil ve din bakımından azınlık kimliğinin tanınmasının, kendi tarihlerinin kabulüyle başlayacağına da emindir.

Aynı şekilde kararda;

E) Türk Hükümetinin bugüne kadar 1915 yılındaki soykırımı tanımayı reddederek, Ermeni halkını, kendi tarihlerine sahip olma hakkından mahrum etmeye devam etmekte olduğunu;

F) Tarihsel olarak kanıtlanmış olmasına rağmen, Ermeni soykırımını şu ana kadar ne siyasi bir mahkumiyet konusu olduğu, ne de herhangi bir tazminat alındığı;

G) Ermeni soykırımının Türkiye tarafından tanınmasının, Ermenilerin manevi itibarlarını iade etme yolunda tamamen bir insani hareket olarak Türk Hükümetine onur sağlayabileceğinin görülmesi gerektiği;

H) 1973 ve 1986 yılları arasında masum insanların ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan saldırılar tamamen esefle karşılandığı ve mahkum edildiği; 12.maddede tekrar ele alınan konu terörden sorumlu kendi halkını temsil etmeyen tecrit olmuş Ermeni grupların bu düşüncesiz terörlerinin Ermeni halkının önemli bir çoğunluğu tarafından hoş karşılanmadığı belirtilerek kınanmakta;

I) Türk hükümetlerinin Ermeni sorunu üzerine takındığı sert tutumun hiçbir şekilde tansiyonu düşürmeye yardımcı olmadığı, hususları üzerinde durularak karar maddeleri şöyle sıralanmaktadır:

1. maddede AP; Ermeni sorununun ve Türkiye’deki azınlıklar sorununun, Türkiye ve Topluluk arasındaki ilişki çerçevesinde yerinin yeniden belirlenmesi gerektiğine inanmakta; demokrasinin sağlam bir zemine oturtulmasının ancak bir ülkenin tarihinin kendi etnik ve kültürel çeşitliliğinin kabulü ve geliştirilmesiyle mümkün olacağına işaret etmektedir.

2. maddede Osmanlı sınırları içinde yaşayan Ermenilerin 1915-1917 yılları arasında maruz kaldıkları trajik olayların, 9 Aralık 1948 tarihli BM Genel Kongresi’nce soykırım suçunun önüne geçilmesi ve bu suçun infazı üzerine benimsenen kararı çerçevesinde, soykırım suçu teşkil ettiğine inanmaktadır, ancak günümüz Türkiye’sinin, Osmanlı İmparatorluğu Ermenilerinin yaşadığı trajediden sorumlu tutulamayacağı bilincindedir ve günümüz Türkiye’sine yöneltilen ne siyasi, ne de yasal yada maddi iddiaların, bu tarihi olayın soykırım hareketi olarak tanınmasından kaynaklanmayacağını vurgulamaktadır. Bu maddenin oldukça titizlikle hazırlandığı ve diplomatik formülasyonlarla soykırım ifadesi yerine Türkiye’nin savunduğu geçmişin trajik olayları teriminin hassasiyetle kullanıldığı görülmektedir. AP burada, günümüz Türkiye’sinin Osmanlının yaptığı bu trajediden sorumlu tutulamayacağı vurgusu yaparak stratejik bir hamleyle Türkiye’nin soykırımı kabulünü kolaylaştırıcı, teşvik edici ve güvence verir görüntüsüne bürünür bir iletişim stratejisi izlemiştir. Yani stratejik ve diplomatik bir hamleyle; Türkiye’nin geçmişin trajik olaylarından sorumlu tutulamayacağı ifade edilerek soykırımı tanımasının siyasi, hukuki ve maddi talepler doğurmayacağı aldatmacasıyla Türkiye’nin Ermeni soykırımını tanımasını kolaylaştırıcı bir dil ve üslup kullanmıştır.

Her ne kadar Türkiye içinde de bazıları, soykırımı iddiasını kabul etmemizin geriye yürüyen tazminat yükümlülüğü getirmeyeceğini söylüyorsa da; bu gibi talepler her zaman ve değişen zeminde ileri sürülebilir ve kabul ettirilebilir.

 (Ortaylı, 2009, s.198)

3. maddede AP Konsey’e, 1915-1917 yılları arasında Ermenilere karşı gerçekleştirilen soykırım hakkında günümüz Türkiye hükümetince kabulü ve Türkiye ile Ermeni temsilcileri arasında kurulacak politik bir dialogun geliştirilmesi için çağrıda bulunmaktadır.

4. maddede AP, Türkiye’nin Topluluğa girme olasılığının önünde aşılamaz engeller olarak şunları sıralamaktadır: Günümüz Türk hükümetinin, Jön Türk hükümetinin Ermeni halkına karşı yaptığı soykırımı kabul etmeyi reddetmesi; Yunanistan ile arasındaki fikir ayrılıkları yüzünden uluslararası yasalara uymadaki isteksizliği; Kıbrıs’ta Türk işgal kuvvetlerinin müdahalesi ve Kürt sorununun varlığını reddetmesi; Gerçek parlamenter demokrasinin eksikliği; Bireysel ve toplumsal özgürlükler, özelde ise dinsel özgürlük konusundaki başarısızlığı. 1987 gibi erken bir tarihte AP tarafından ifade edilen bu aşılamaz engeller Türkiye-AB ilişkileri için tüm derinliğiyle hala geçerliliğini korumaktadır.

AP kararının kalan diğer maddelerinde ise özetle; Türkiye’de yaşayan Ermeni azınlığın kimlik, dil, din, kültür ve eğitim sistemleri dikkate alınarak adil bir muamele görmesi talep ediliyor. Ayrıca; Türkiye’de Ermenilere ait anıtların ve dinsel mimarı mirasın bakımı ve korunması için de uyarılarda bulunuyor. Bu bağlamda Türkiye’yi, 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması’nın 37 ve 45 arasındaki maddelerinde şart koşulan ve üstelik Topluluğun hemen hemen bütün üyelerince imzalanan gayrimüslim azınlığın haklarının korunması için hazırlanan koşullara sadakatle uymaya davet ediyor. Ayrıca AP, Topluluğa Türkiye ile yapılan Ortaklık Antlaşması’nın kültürel sahaya doğru genişletilerek bu topraklarda daha önce yaşamış Hristiyan, Hitit, Osmanlı gibi diğer medeniyetlere ait kültürel ve tarihi mirasın korunmasına da çağrı yapıyor. (Doc. A2-33/87, maddeler 5-6-7-8-9.)

1987 kararının 10 ve 11. Maddelerinde; İran ve Sovyetler Birliği, Ermeni nüfusa olan olumsuz tutumları nedeniyle eleştirilmektedir. İran’a, Ermeni toplumuna yönelik Ermenilerin kendi inanç kurallarına göre dil ve eğitimlerine saygılı olmaya davet ederken, Sovyetler Birliği de insan hak ve özgürlükleri ihlalinden dolayı kınanmaktadır.

12. maddede, Ermeni halkını temsil etmeyen tecrit olmuş grupların gerçekleştirdiği her türlü baskı ve terörü şiddetle kınayarak Ermeni ve Türk halkları arasında bir uzlaşma istenmekte;

13. maddede, Topluluğa üye ülkeleri, 20. yüzyılda özellikle Ermeni ve Yahudilere karşı gerçekleştirilmiş katliam ve suçların anısına bir günün ithaf edilmesi için davet etmektedir.

Bu çerçevede AP, 1987 kararıyla Ermeni ve Türk halkları arasındaki görüşmeleri cesaretlendirme inisiyatifi için önemli bir yardımda bulunacağını da ilan etmiştir. (maddeler 10-11-12-13-14.)

Bu referans karar da görüldüğü gibi; Türk Milleti, yazılı-sözlü bir kültürel-tarihsel alt yapısının olmadığı, hukuksal olarak da zaman aşımına uğraması mümkün olmayan insanlığın en adi ve yüz kızartıcı suçu soykırım ile suçlanmaktadır. Üstelik tarihi, hukuksal ve ilmi hiçbir dayanağı olmayan, Türklerin Ermenileri soykırıma uğrattığı ve bundan sadece Osmanlı Devleti’nin sorumlu tutulacağı gibi bir diplomatik atakla soykırımı kabul ettirmeye çalışan bir iletişim stratejisi uyguluyor.

Avrupa Birliği müktesebatına göre, Avrupa Parlamentosu tarihi olayların yargılandığı bir kurum veya uluslararası bir mahkeme değildir, ama tarihi bir olaya hiç ilgisi olmadığı halde taraf olmuş siyasi bir karar alarak Türkiye’ye karşı bir baskı unsuru oluşturmuştur. AP bu önyargılı kabulüyle tarihi olayları üzerinde konuşulamayacak, aksi iddia edilemeyecek bir dogma haline getirmiştir. Halbuki tarihi olayları yorumlamak ve değerlendirmek, bir siyasi organ olan AP’nin yeteneklerini aşan, uzman tarihçilerin görev ve yetki alanına giren bir konudur (Ünal, 2011, s. 258). Türkiye son yıllarda yoğun bir şekilde Ermenilere soykırım yapmakla suçlanmakta ve özellikle her yılın Nisan ayında bu saldırılar artarak adeta saldırıya dönüşmektedir. Bütün bu politikaların ve iletişim stratejisinin, Ermenileri mevcut sınırlarını tanımama ve yeni toprak taleplerinde bulunmaya doğru gidişte ne kadar yüreklendirdiği ve ümitlendirdiğini tarihin bir tekerrürü olarak, bir daha açıkça görmekteyiz.

18 Haziran 1987 tarihli Ermeni soykırımını tanıyan Avrupa Parlamentosu kararı ve daha sonra bu karara atıf yapılarak alınan kararlar da bunun rotasını çizmekte ve işlerini kolaylaştırmaktadır. Avrupa Parlamentosu’nun aldığı kararlar sayesinde Ermeni iddiaları, Türkiye’nin uluslararası ilişkilerinde siyasi bir baskı unsuruna dönüşmüş ve bazı ülkelerin Türkiye’ye karşı kullandıkları bir araç haline gelmiş bulunmaktadır. Özellikle Türkiye’nin AB’ye girmesini istemeyenlerin de bu konuyu kullanarak politika yapmalarından, öteki hatta düşman olarak görülen Türkiye’ye karşı, hem kendileri hem de Ermeniler siyasi kazanç elde etmektedirler (Arslan,2005, s. 146). Nitekim, Türkiye-AB ilişkilerinde Avrupa Parlamentosu’nun kararlarına atıfla, Türkiye’nin önüne tam üyelik koşulu olarak bu iddiaların kabulü ve soykırımın tanınması meselesi getiriliyor (Kasım, 2006, s. 14). Böylece, Ermeni iddiaları Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecine bağlanarak, Avrupa Parlamentosu aracılığıyla direkt veya dolaylı yollardan çeşitli kılıflarda, tam üyelik koşulu olarak bu iddiaların kabulü ve sözde Ermeni soykırımının tanınması istenmektedir.

Neticede; Avrupa Parlamentosu öncülüğünde 1987 gibi erken bir tarihte alınan bu referans karar ile AB platformlarına da taşınarak Türkiye’nin üyelik sürecine bağlanan Ermeni sorunu, artık tarihi bir sorun olmanın çok ötesinde siyasallaşmıştır. Ayrıca; bu referans karara atıfla çeşitli ülkelerin parlamentolarında da gündeme alınan, Yunanistan ve Fransa’da olduğu gibi yasalaşan soykırımı iddiaları siyasallaşmış bir sorun olarak karşımızda durmaktadır.

Kaynakça

Arslan, Ali (2005), Kutsal Ermeni Papalığı Eçmiyazin Kilisesi’nde Stratejik Savaşlar, İstanbul:Truva Yayınları.

Arslan, Ali (2008), Efendi ve Uşak Avrupa Birliği- Türkiye İlişkileri, İstanbul: İskenderiye Yayınları.

Eurlings, Camiel, Avrupa Parlamentosu İlke Kararı, Dış İlişkiler Komitesi Katılıma Doğru Türkiye’nin İlerlemesine Dair 2004 tarihli Avrupa Komisyonu’nun Tavsiyesi ve Düzenli Raporu Hakkında, ( COM (220) 0656-C6-0148/2004-2004/2182(INI)), T.C. Adalet Bakanlığı Avrupa Birliği genel Müdürlüğü tarafından tercüme edilmiş versiyonu Ankara, 16 Aralık 2004

European Parliament Resolution on a political solution to the Armenian question , Doc. A2-33/87.

European Parliament, Report on the Communication from the Commission to the Council and the European Parliament on the European Union’s Relations with the South Caucaus, under the Partnership and Cooperation Agreements (COM(1999) 272-C5-0116/1999 -1999/2119 (COS) ), 28.02.2002.

EU Relations with South Caucaus, P5_TA(2002)0085 A5-0028/2002, Madde 19.

European Parliament 1999-2004 Session Final Document 19 March 2004 A5-0204/2004, Arie M. Oostlander Report on the 2003 Regular Report of the Commission on Turkey’s Progress Towards Accession (COM(2003) 676 – SEC(2003) 1212 – C5-0535/2003–2003/2204(INI)), Committee on Foreign Affairs, Human Rights Common Security and Defence Policy.

European Parliament   resolution on the 1999 Regular Report from the Commission on Turkey’s progress towards accession (COM (1999) 513-C5-0036/2000-2000/2014 (COS)),15.11.2000.

EU Relations with South Caucaus, P5_TA(2002)0085 A5-0028/2002.

Hyland, Francis P. (1991), Armenian Terrorism, The Past, The Present, The Prospects, Oxford: Westwiew Press.

Ortaylı, İlber (2009), Tarihimiz ve Biz, İstanbul: Timaş Yayınları, 4.baskı.

Kasım, Kamer, “Ermeni Sorunu’nun Uluslararası Boyutu… İddialar Türkiye’ye Engel ”, Cumhuriyet Strateji Dergisi, Özel ek Ermeni İddiaları ve Şehit Diplomatlarımız, yıl:2, sayı:95, 24 Nisan 2006.

Ünal, Şeref (2011), Uluslararası Hukuk Açısından Ermeni Sorunu, Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi.

Şimşir, Bilal (2005), Ermeni Meselesi, 1774-2005, İstanbul: Bilgi Yayınevi.

Şimşir, Bilal,“ Ödünün Sonu Gelmez”, Cumhuriyet Strateji Dergisi, Özel Ek Ermeni İddiaları ve Şehit Diplomatlarımız, yıl: 2, sayı: 95, 24 Nisan 2006.[:en]

Arslan, Ali, Kutsal Ermeni Papalığı Eçmiyazin Kilisesi’nde Stratejik Savaşlar, İstanbul:Truva Yayınları, 2005.

Arslan, Ali, Efendi ve Uşak Avrupa Birliği- Türkiye İlişkileri, İstanbul: İskenderiye Yayınları, 2008.

Eurlings, Camiel, Avrupa Parlamentosu İlke Kararı, Dış İlişkiler Komitesi Katılıma Doğru Türkiye’nin İlerlemesine Dair 2004 tarihli Avrupa Komisyonu’nun Tavsiyesi ve Düzenli Raporu Hakkında, ( COM (220) 0656-C6-0148/2004-2004/2182(INI)), T.C. Adalet Bakanlığı Avrupa Birliği genel Müdürlüğü tarafından tercüme edilmiş versiyonu Ankara, 16 Aralık 2004

European Parliament Resolution on a political solution to the Armenian question , Doc. A2-33/87.

European Parliament, Report on the Communication from the Commission to the Council and the European Parliament on the European Union’s Relations with the South Caucaus, under the Partnership and Cooperation Agreements (COM(1999) 272-C5-0116/1999 -1999/2119 (COS) ), 28.02.2002.

EU Relations with South Caucaus, P5_TA(2002)0085 A5-0028/2002, Madde 19.

European Parliament 1999-2004 Session Final Document 19 March 2004 A5-0204/2004, Arie M. Oostlander Report on the 2003 Regular Report of the Commission on Turkey’s Progress Towards Accession (COM(2003) 676 – SEC(2003) 1212 – C5-0535/2003–2003/2204(INI)), Committee on Foreign Affairs, Human Rights Common Security and Defence Policy.

European Parliament   resolution on the 1999 Regular Report from the Commission on Turkey’s progress towards accession (COM (1999) 513-C5-0036/2000-2000/2014 (COS)),15.11.2000.

EU Relations with South Caucaus, P5_TA(2002)0085 A5-0028/2002.

Hyland, Francis P., Armenian Terrorism, The Past, The Present, The Prospects, Oxford: Westwiew Press, 1991.

Ortaylı, İlber, Tarihimiz ve Biz, İstanbul: Timaş Yayınları, 4.baskı Kasım 2009.

Kasım, Kamer, “Ermeni Sorunu’nun Uluslararası Boyutu… İddialar Türkiye’ye Engel ”, Cumhuriyet Strateji Dergisi, Özel ek Ermeni İddiaları ve Şehit Diplomatlarımız, yıl:2, sayı:95, 24 Nisan 2006.

Ünal, Şeref, Uluslararası Hukuk Açısından Ermeni Sorunu, Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi,2011.

Şimşir, Bilal, Ermeni Meselesi, 1774-2005, İstanbul: Bilgi Yayınevi, 2005.

Şimşir, Bilal,“ Ödünün Sonu Gelmez”, Cumhuriyet Strateji Dergisi, Özel Ek Ermeni İddiaları ve Şehit Diplomatlarımız, yıl: 2, sayı: 95, 24 Nisan 2006.

© 2022 - Marmara Üniversitesi