Adıyaman Ermeni Tarihine Kısa Bir Bakış

Adıyaman’da Ermeni varlığına IV. Asırdan itibaren rastlanır. Ateşperest oldukları için Arevebaşt (güneşe tapınan) veya Arevorti (güneşin oğlu) diye adlandırılmaktaydılar. Arevortiler Adıyaman bölgesinde yaşamaktaydılar (Mateos, 1989, s. 278). İslam orduları 639 yılından itibaren burayı ele geçirdiler. Araplar bölgeyi küçük Ermeniye’nin parçası saydılar (El-Belazuri, 1955, s. 197-248-251-282-283; Ağırakça, 1996, s. 95-96; Bulduk, 2004, s. 13). Mezhep farklılıkları yüzünden Bizans’tan baskı gören diğer Ermenilerin sonucunda 713 yılında bölgeye göçleri sonucunda Ermeni nüfusu arttı. Bununla birlikte birtakım sorunlar da yaşanmaya başladı. Dinî ve siyasî anlaşmazlıklar bunların başında gelmektedir. Malazgirt yenilgisinden sonra Bizans’ın gerilemesi neticesinde Ermenilerin oturduğu Doğu Anadolu’daki yerler Türklerin eline geçmiştir. Adıyaman’da savunmasız kalan Ermeniler, Adıyaman ve Maraş gibi şehirlerde yer yer kümelenerek küçük küçük prenslikler kurmuşlardır. Bunlar arasında en önemlisi çocukluğunu Adıyaman’da geçiren Philaretos Brankohamios’un kurduğu prensliktir. Philaretos, Selçuklu ve Bizans güçleri arasında sıkışan topraklarını muhafaza edebilmek için denge politikası izlemeye çalışmıştır. Seferler sonunda Urfa’da kurulan Haçlı Kontluğu’nda bulunan Avrupalılar ile Adıyaman, Samsat ve Besni’deki Ermeniler arasında, evlilikler yoluyla sosyal ve siyasi ilişkiler gelişmeye başladı. Daha sonraları Urfa Kontluğu’nun bölgede genişlemek istemesi Ermenilerin aleyhine olmuştur. Çünkü bölgedeki Ermeni liderlerin siyasi gücünü kırmak için cinayetlere girişmişlerdir. Keysun hâkimi Koğh Vasil’in karısının, eşinin ölümü sonrasında Haçlılardan ve Franklardan korunabilmek için atlılardan ve piyadelerden bir ordu kurmuş olması, Urfa Kontluğu’nun baskı ve saldırılarının boyutu hakkında fikir vermektedir. Ancak Selçuklu ve Artuklu akınları Ermeniler ile Haçlılar arasında yakınlaşmaya neden olmuştur. Türk tehlikesi azalınca taraflar arasında mücadeleler tekrar başlamış ve Urfa bölgesindeki Haçlılar Adıyaman, Besni, Samsat ve Keysun bölgesindeki Ermeni topraklarını ele geçirmişlerdir (Demirkent, 1990, s. 160). Ermenilerle Haçlılar arasındaki ilişkileri uzun süre, Türklerin durumu belirlemiştir. Ermenilerin Haçlılarla yakın işbirliği Nureddin Zengi’nin Urfa’yı almasına kadar sürmüştür. Adıyaman Ermenileri Zengi’ye yardımı karşılığında Artuklu Timutaş’ın hâkimiyetine girmiştir. Bu tarihten sonra Adıyaman ve dolayısıyla Ermeniler, 13. yüzyılın başlarından itibaren Artuklu daha sonrada Selçuklu hâkimiyetine girmişlerdir. II. Kılıçarslan’ın tahta geçişi sırasında Besni Ermenileri, Kilikya Ermenilerinin önde gelenlerinden Stefan’la işbirliği yaparak Selçuklu hâkimiyetinden kurtulmak istemişlerse de bunu başarmamışlardır. Buna rağmen II. Kılıçarslan Ermenilerin üzerine gitmemiştir. Selçuklulardan sonra Kilikya Ermenileri ile Memlüklüler, Adıyaman-Besni bölgesi için mücadele etmişler ve bölge taraflar arasında el değiştirmiştir (Ersan, 1995, s. 201).

XIX. yüzyıla gelindiğinde Adıyaman’daki Ermenilerin büyük çoğunluğu Eski Saray Mahallesi’nde kale eteğinde yaşamaktaydılar. Genellikle ticaret ve esnaflıkla geçinmekteydiler. Polis Komiserliği ve Meclis azalığı gibi bazı memuriyetler de üstlenmişlerdi. Köylerde ise ziraat ve hayvancılıkla iştigal etmekteydiler.

Misyonerler bölgeye gelmeden önce Adıyaman ve çevresindeki Gregoryen Ermeniler, Sis Katolikosluğu’nun Malatya Murahhaslığı vasıtasıyla idare edilmekteydiler. 1879 yılına ait bir Ermeni kaynağında Ermenilerin, Adıyaman ve Besni dışında Samsat, Kavrak, Dardığan, Kantar, Göl-Pınar, Karkuşen, Kızılcapınar, Vartanakeğ, Parpato, Kolik, Büyükbağ, Narlıca, Kan, Huni, Kavardiş, Garbiş, Henic, Gargar, Pertoso, Temsias ve Kâhta kasabası ve köylerinde yaşadıkları belirtilmektedir (Sırvantsdyants, 1879, s. 329-334).

Adıyaman, Amerikan misyonerlerinin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde faaliyet göstermeleriyle birlikte, ilk önceleri “Güneydoğu Ermeni İstasyonu” olarak, daha sonra da “Merkezi Türkiye İstasyonu” olarak değiştirilen merkeze bağlı misyonerler tarafından 1851 yılından itibaren ziyaret edilmeye başlamıştır. Ermeniler misyonerleri, başlangıçta din adamı ve vaiz olarak kabul etmişler, ancak zamanla bunların gerçek amaçlarını öğrenince tepki göstermişlerdir. Onların faaliyetlerini engellemek için her yola başvurmuşlar ve kendilerinden ayrılan kardeşlerini eski mezheplerine geri döndürmeye çalışmışlardır. Bunun için dayak, şantaj, yetkililere şikâyet, ölülerini mezarlıklarına almama, taciz ve ekonomik baskı yöntemlerini kullanmalarına rağmen, misyonerlerin etkisini kıramamışlardır. Protestanlığı kabul eden Ermeniler ise, Gregoryenlerin baskısının yol açtığı sıkıntılar nedeniyle yeni mezheplerine daha sıkı bağlanmışlardır. Sonuç olarak misyonerlerin taraftar kazanmak için her türlü yolu denemeleri, Adıyaman Ermenilerinin birliğini bozup çatışmalar meydana getirmiş, aileler dağılmış hatta mezarlıklar dahi bu çekişmeler dolayısıyla ayrılmıştır (Dalyan, 2010, s. 81-98). Öte yandan çatışmalar, Protestanlara tepki duyan bir kısım taraflar arasındaki ilişkiyi koparttığı Ermenilerin Katolikleşmesinin yolunu açmış, böylece Ermeniler arasında yeni bir bölünme daha meydana gelmiştir (Dalyan ve Yıldız, 2010, s. 74-85). Bunun dışında, Protestanlar sayesinde Adıyaman Ermenileri arasında ayrılıkçı fikirler ve eylemler yayılmaya başlamıştır. Daha 1887 yılında Malatya Protestan Mektebinden Adıyaman’daki okula gönderilmiş zararlı neşriyat yetkililerce ele geçirilmiştir (DH.MKT., 1517/ 96). Bağımsız Ermenistan düşüncesine yönelenlerin sayısı giderek arttı. İhtilal fikirleri ve ayrılık faaliyetleri 1895 yılında iki halk arasında çatışmalar yaşanmasına neden oldu. Ancak bunlar sokak kavgasından öteye gitmediği gibi, yetkililerin yapıcı tedbirleri neticesinde yatıştırıldı. Aynı tarihlerde Besni ilçesinde Ermeniler ile Müslümanlar arasında çatışma çıkartmak isteyenler ise Müslüman ileri gelenlerinin nasihat ve telkinleri neticesinde muhatap bulamayınca amaçlarına ulaşamamışlardır.

Katolikleşen Ermenilerden, bölgedeki devlete görevlileri ve Kürtler tarafından baskıya maruz kaldıkları yönünde şikâyetler yükseldi. 1891 yılında Haçatoryan’ın şikâyet dilekçesi örneğinde görüldüğü üzere, incelemeler neticesinde bu tür şikâyetlerin genellikle düzme olduğu ortaya çıkmıştır. (DH. MKT. 67/38; DH.MKT. 1699/59). Katolik Ermeniler, Adıyaman ve Besni dışında özellikle Samsat’ta bulunmaktaydılar. Bu bölgelerdeki dinî faaliyetler Malatya’daki Ermeni Cemaati tarafından idare edilmiş hatta kiliselerin bakımı ve papazların maaşı buradan verilmiştir (Tuğlacı, 1985, s. 8).

Neticede, Protestan misyonerlerin faaliyetlerine başlamasından önce Adıyaman’da toplumlar arasında var olan huzur ve sükûnet, bu faaliyetlerin başlamasından sonra bozulmuştur. Daha önceleri Ermeniler bölgede ağırlıklı olarak -hatta sadece- Türkçe konuşurken misyonerlerin etkisi ile Ermeniler önce millî benliklerinin farkına varmışlar ve isyanlar çıkarmaya başlamışlardır. Protestanların çevre illerdeki, özellikle Malatya’daki okulları Adıyaman’daki Ermenilerin bölgedeki ayrılıkçı faaliyetlerinin fikri zeminini oluşturmuş, bu durum halklar arası farklılaşmayı vurgulamaya, hem Ermenilerin hem de bölgedeki Müslüman halkın birbirinden uzaklaşmasına neden olmuştur. Adıyaman’daki misyonerlik faaliyetleri I. Dünya Savaşı’na kadar devam etmiştir.

I. Dünya Savaşı sırasında Adıyaman Ermenileri de sevk ve iskâna tabi tutuldular. Suriye ve özellikle Halep bölgesine gönderilen ve hayatta kalan Ermenilerin bir kısmı Mondros Mütarekesi’nden sonra Adıyaman’a dönmüş ve daha sonra bu kişiler ekonomik nedenlerden ötürü büyük şehirlere göç etmişlerdir. Bölgede tehcir zamanı göç etmemek için Müslüman olmuş veya evlilikler yoluyla sevk edilmemiş altmış bin civarında Müslüman Ermeni’nin olduğu Patrik Mesropyan tarafından ifade edilmiştir (Mutafyan, 2009, s. 24). Nitekim günümüzde özellikle Kâhta ve havalisinde önemli miktarda Ermeni yaşadığı bilinmektedir.

Kaynakça

Osmanlı Arşivi

İ.HR. 251/14916.

DH.MKT., 1517/ 96.

Y.PRK.UM. 33/60

Y.A.HUS. 9/2.

DH.MKT. 67/38.

DH.MKT. 1699 / 59.

DH.MUİ. 21/2

A.MKT.MHM, 657/6.

Y.PRK.UM. 33/85.

Kitap ve Makale

Ağırakça, Ahmet (1996), “İslam Fetihlerinden Günümüze Kadar Şanlı Urfa Tarihine Genel Bakış”, Hz.İbrahimi Anma Şanlı Urfa I.Kültür ve Sanat Haftası, Haz. Sabri Kürkçüoğlu, Urfa.

Bulduk, Abdulgani (2004), El-Cezîre’nin Muhtasar Tarihi, haz. Mustafa Öztürk- İbrahim Yılmazçelik, Elazığ.

Dalyan, Murat Gökhan- Yıldız, Mehmet (2010),  “XIX. Yüzyılda Adıyaman Süryani Ve Ermenileri Arasında Katolik Misyonerlik Faaliyetleri”, Adıyaman Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 5, Aralık 2010, s.74-85.

Dalyan, Murat Gökhan, “Amerikan Misyonerlerinin Ermeni Toplumunda Meydana Getirdiği Bölünme ve Çatışmalar: George b. Nutting – George h. White ve Adıyaman Ermenileri Örneği”, Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Mayıs 2010 Sayı: 21, s. 81-97.

Demirkent, Işın (1994), Urfa Haçlı Kontluğu Tarihi (1118-1146) II., Ankara.

Demirkent, Işın (1997), Haçlı Seferleri Tarihi, Dünya Yayıncılık, İstanbul.

El-Belazuri, Fütuhu’lBuldan (1955), Çev. Zakir Kadiri Ugan, Ankara.

Ersan, Mehmet (1995), Türkiye Selçukluları Zamanında Anadolu’da Ermeniler ,(Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Doktora Tezi), İzmir.

Genceli Kiragos (1942), Moğol İstilası Tarihi (1220–1265), (Çev. H.D.Andreasyan, Türk Tarih Kurumunda basılmamış Nüsha), İstanbul.

Gregory Abu’l Farac (1988), Abul Farac (Barhebracus) Tarihi, I-II., (Çev.Ömer Rıza Doğrul), Ankara.

Honigmann, Ernest (1970), Bizans Devletinin Doğu Sınırı, (Çev. Fikret Işıltan), İstanbul.

İbnü’l Erzak (1992), Meyyâfarikin ve Amid Tarihi ( Artuklular Kısmı), Çev. Ahmet Savran, Erzurum.

Kafesoğlu, İbrahim (1985), Türk İslam Sentezi, İstanbul.

Mutafyan, Mesrop, “Sözlü Kaynaklar”, Ninelerimizin Komşuları, Türk –Ermeni İlişkilerinin Barışçı Yönleri, Liberte Yayınları, Ankara 2009.

Müverih Vardan “Türk Fütuhat Tarihi (889–1269)”, Tarih Semineri Dergisi 1/2, İstanbul 1937.

Runcımann, Steven, Haçlı Seferleri Tarihi I.,(Çev. Fikret Işıltan) , TTK, Ankara 1992.

Sırvantsdyants, Karekin Varetebed (Rahip), “ Toros Ahpar Ermenistan Yolcusu, M. Dındesyan Matbaası, İstanbul 1879, (Yeniden Yayınlayan Arsen Yarman, Palu-Harput 1878 Çarşancak, Çemişgezek, Çapakçur, Erzincan, Hizan ve Civar Bölgeler II Cilt/Raporlar, Derlem Yayınları, İstanbul Tarihsiz.

Süryanî Mihael, , I,II.,(Çev.H.D.Andreasyan),TTK’ da Basılmamış Nüsha.

Sykes, Mark, Dârü’l-İslâm, Çev. Yılmaz Tezkan, 21 Yüzyıl Yayınları, Ankara 2000.

Tuğlacı, Pars, Osmanlı Şehirleri, Milliyet Gazetesi Yayınları, İstanbul 1985.

Turan, Osman, Selçuklular Tarihi ve Türk İslam Medeniyeti, 7. Baskı, Turan Neşriyat, İstanbul 1998.

Urfalı Mateos, Vekayiname ve Papaz Grigor’un Zeyli, (Çev.: H.Andreasyan), TTK, Ankara 1989.

© 2022 - Marmara Üniversitesi