Osmanlı Devleti’nde Dini Özgürlükler ve Akmeşe Ermeni Manastırı’nın Hikâyesi

Ermenilerde din ile milliyet, kilise ile millet iç içe girmiştir. Aslında Ermeni milletinden, Ermeni devletinden, Ermeni tarihinden daha çok Ermeni kilisesinden, Ermeni kilise devletinden söz etmek gerekir. Çünkü Ermeni devleti fikrini doğuran Ermeni kilisesidir. Ermeni kilisesi, dinî görevleri ve sorumlulukları yanında, kendisini Ermeni milleti için milli ve siyasi bir otorite olarak kabul etmiş, başlangıcından günümüze kadar geçen süreç içinde kilise ve başında bulunan din adamları Ermeni toplumunun hayatlarına şekil ve yön veren en büyük güç olmuştur. Ermeni din adamları için din ve dini müesseseler, siyasi hedeflere ulaşmada bir araç olmuştur. Manastır ve kiliseler Ermeni din adamlarının elinde toprak mülkleri ve diğer zenginlikleri ile birer kültür merkezi ve devlet hayatındaki ideolojik oluşumların organizasyon merkezleri haline gelmişlerdir (Küçük, 1997, s. 1-2; Gürün, 1985, s. 30; Cumhur, 2003, s. 1-2).

Tarih içinde devlet gibi siyasi bir yapıdan yoksun olan Ermeniler için kilise, bu boşluğu dolduran bir kurum olmuştur. Bugün de Ermeni Patrikhanesi aynı fonksiyonları üstlenmiş görünmektedir. İstanbul Ermeni Patrikliğine bağlı rahipler topluluğu genel kurulu, 15 Mayıs 2001 tarihinde bir toplantı yaparak çeşitli kilise meselelerini görüşmüş ve tarihi fonksiyonunu yerine getirmek azmini dile getirmiştir. Bu toplantı sonunda yayınlanan “İstanbul Patrikliği Rahiplerinin Bildirgesi”nin ikinci maddesi aynen şöyledir:

Mağakya Ormanyan Efendi Illustration 1896

Mağakya Ormanyan Efendi Illustration 1896

İstanbul Ermeni Patrikliği Rahipleri, Patriklik Makamının cemaatin ruhani yapılanmasına adanmış manevi misyonunun, bir zamanlar Bitlis’teki Amrdolu, İzmit’teki Armaş manastırlarının ve 1970’li yıllara dek Üsküdar’daki Surp Haç Tıbrevank ruhban okulunun skolastik geleneklerinin, Patrikliğin asırlardır süre gelen özerkliğinin ve imtiyazlarının, özellikle de saadetli patriklerimiz Bursalı Hovagim, Bitlisli Hovhannes, Zimaralı Hagop, Kağızmanli Zakarya, Vanlı Mıgırdıç, Hasköylü Nerses Varjabetyan, Keremetli Horen Aşıkyan, İstanbullu Mağakya Ormanyan, İstanbullu Yeğişe Turyan, Trabzonlu Karekin ve Yozgatlı Şnorkh Kalustyan’ın aktarmış oldukları ruhani-kültürel mirasın sadık koruyucularıdır

(http://www.hyetert.com, 20 Mayıs 2003).

Bildiride zikredilen Vanlı Mıgırdıç (Hırımyan), Nerses Varjabetyan ve Horen Aşıkyan’ın XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti aleyhindeki çalışmaları Türk tarihçileri tarafından belgeleri ile ortaya konulmuş durumdadır (Arslan 2001, s. 55-66; Karacakaya, 2003, s. 379-394). Bildiride dikkati çeken diğer bir nokta da Bitlis’teki Amrdolu Manastırı ve İzmit’teki Armaş Manastırı’nın geleneklerinin devam ettirilmesi düşüncesidir.

Armaş Manastırı ne zaman ve nasıl kurulmuş ve tarih içerisinde nasıl bir fonksiyon üstlenmiştir? Bu manastırın çalışmalarına karşı Osmanlı Devleti’nin tavrı nasıl olmuştur? Bu soruların cevabı hem Osmanlı Devleti’ndeki özgürlük ortamını hem de Ermenilerin Osmanlı toplumundan kopuş sürecinde dinî mekânların rolünü göstermesi açısından önemlidir.

Türkler Anadolu’ya geldiklerinde Ermeniler bu coğrafyada dağınık bir şekilde yaşıyorlardı. Türklerin bu ülkelere sahip olmalarından sonra belki bazı küçük bölgelerde nüfusça çok olmuşlardı, fakat özellikle Batı Anadolu bölgesinde XVII. yüzyıla kadar yoğun bir Ermeni nüfusuna rastlanmaz. İzmir, Isparta ve Konya bu şehirlere örnek olarak verilebilir (Baykara, 2004, s. 12-13). Marmara Denizi çevresi de, Türklerin bölgeye gelip yerleşmelerinden sonra Ermenilerin iskânına açılmıştır. İzmit Sancağındaki Ermeniler, Şah Abbas (1588-1629) ve Nadir Şah (1736-1747) devirlerinde İran’dan Anadolu’ya gelmişlerdir. Bu yerleşim bölgesini Ermeni ruhani kaynakları “İzmit Ruhani Çemberi” olarak tarif etmişlerdir. Bu çember içerisindeki en önemli yerleşim merkezlerinden birisi de Ermeşe’dir. İzmit’in 20 km. kuzeydoğusunda yer alan Ermeşe; 1608 yılında İran’dan gelen 300 aile tarafından kurulmuştur. Bu Ermeniler 1611 yılında Gregoryen Piskopos Thadeos’un idaresinde Anadolu Ermeni topluluğunun önemli bir dini merkezi ve Gregoryen piskoposlarının oturma yeri olan manastırı kurmuşlardır. Polonyalı Simeon seyahatnamesinde Ermeşe ile ilgili şu bilgileri vermektedir:

İznik’ten hareket ettikten sonra 30 hane Ermeni ve bir papazları bulunan Sakarya adlı bir köye; oradan da bir yanında orman, diğer tarafında kayalık bir dağ bulunan bir düzlüğe geldik. Dağın üzerinde küçük kârgir bir manastır ve içinde Erzincan Kabos Manastırı’ndan gelmiş bir piskopos, iki keşiş vardı. Manastırın yanında sadece Ermenilerle meskûn 3 yeni köy mevcuttu.

 (Simeon, 1964, s. 22).

Osmanlı Devleti, manastırı kurulduğu andan itibaren himayesine almış ve bölgeyi derebeylerinin çekişmelerinden korumuştur. Ermenilerin toprak genişletme gayretleri, çevre halkı ile çatışmalara yol açmış devlet ise 1611, 1717, 1758, 1787 ve 1820 yıllarında verdiği imtiyazlarla Ermenileri korumuştur (Öztüre, 1981, s. 134). Hariciye Nezareti 8 Ağustos 1880 tarihinde İzmit Mutasarrıflığına gönderdiği tezkerede, Ermeşe’deki Ermeni Manastır’ının öteden beri olduğu gibi hükümet tarafından korunmasına yardımcı olunmasını istemiştir.

Ermeşe Manastırının XVII. yüzyılda Ermeniler için tanınmış bir ziyaret yeri olduğu bilinmektedir. 1825 tarihinden itibaren Ermeşe Manastırı sırasıyla dini önderlik merkezi, hacca gelenler için konuk evi ve öğretim yeri olmaya başladı. Manastırın Osmanlı Ermenileri açısından en parlak dönemi 1889-1914 yılları arasındaki dönemdir. Bu dönemde manastır, bir ilahiyat fakültesi niteliğine kavuşmuştur. Bu okul, İstanbul Patrikliğine bağlı ilahiyat meslek yüksekokulu yapısına dönüşmüştür. Oluşturulan bir içtüzükle, 17-22 yaşlarındaki gençler öğrenci olarak alınmaya başlanmıştır. 1896 yılında Ermeni yetimleri için bir yetimhane kurulmuştur. 1611 yılından 1922 tarihine kadar varlığını sürdürmüş olan Ermeşe Manastırı, Anadolu’da Amasya, Adana, Arapkir, Bitlis, Konya, Urfa, Erzincan, Harput, Malatya, Merzifon, Muş, Sivas, Van, Diyarbakır, Kütahya’da ve Anadolu dışında ise Atina, Mısır, Bağdat, Bulgaristan ve Romanya’da dinî önderlik yapmış birçok Ermeni’yi yetiştirmiştir. Bu merkezlerde görev alan 36 yüksek düzey dinî önderden üçü İstanbul Patrikliği, biri Kudüs Patrikliği, biri de Sis-Kozan Üst Patrikliğine kadar yükselmiştir (Minasyan, 2000, s. 33-39; Sabah, 1892).

Ermeşe, Anadolu’nun her yerinden değişik zamanlarda, özellikle de Eylül ayına denk gelen “Kutsal Çarmıh Bayramı” sırasında çok sayıdaki Hıristiyan hacının buluşma yeri olmuştur. Osmanlı Devleti bu ziyaretleri “Ermeşe Panayırı” olarak isimlendiriyordu ve buraya gelecek olan ziyaretçilere her türlü kolaylığı gösteriyordu (Tarik, nr. 1970, 9 Eylül 1305/1889).

İzmit ruhani çemberi dahilinde Amerikalı misyonerlerin çalışmaları, 1845 yılından itibaren başlamıştır. Misyonerler Gregoryenlik düşüncesinden dolayı ilk yıllarda güçlüklerle karşılaştılar. Adapazarı, İzmit ve İznik çevresinde Protestanlığa yönelen bazı Ermeniler, Ermeşe Manastırı’na gönderilerek hapsedildiler. 1846 yılında Adapazarı ve İznik çevresini dolaşan Misyoner Van Lennep, bu şehirlerde hakaretlere maruz kaldı ve onunla görüşenler cezalandırıldı. Bu durum Ermeşe Manastırının bölgedeki etkisini gösteriyordu. Bununla beraber misyonerler eğitim ve basın faaliyetlerini artırdılar. Gizli gece toplantıları ile ve çeşitli kitaplar yayınlayarak, okullar açarak faaliyete başladılar (Dwıght, 1854, s. 208, 252, 301).

Adapazarı’nda 1847 tarihinde açılmış olan Protestan mektebinde 60 erkek, 150 kız öğrenci vardı. 1862 yılında Adapazarı’nda açılmış olan misyoner kız okulunda 293 öğrenci, 1879 tarihinde açılan İzmit Amerikan Okulunda 97 öğrenci eğitim görüyordu. Hınçak ve Taşnak cemiyetlerin kurulmasından sonra okulların faaliyetleri kısa süre içerisinde etkisini göstermeye başladı (White, 1995, s. 68; Çetin, 1983, s. 212; Kocabaşoğlu, 2000, s. 131-140; Nalbandyan, 1967, s. 50).

Osmanlı Devleti’nde meydana gelen ilk Ermeni olaylarında Ermeşe Manastırı idarecileri de yer aldı. Okulun maddi-manevi hamilerinden Apik Uncuyan Efendi, Taşnak Komitesinin 26 Ağustos 1896 tarihinde gerçekleştirdiği Osmanlı Bankası Baskını sırasında meydana gelen olaylardan dolayı suçlu bulunarak tutuklanmıştır. Uncuyan’ın nezareti altında bulunan Galata’daki mektep ve kilisede silah bulunmuştur (BOA. Y.A.Res. 83/18). Uncuyan, Taşnak Komitesi ile yazışmalarının ele geçirilmesine rağmen, rahatsızlığından dolayı serbest bırakılacaktır (BOA, A. MKT. MHM. 630/5).

Kilise ve okulların silah saklama ve depolama yeri olarak kullanılmaya başlandığı 1890’lı yıllarda Ermeşe Manastırı da bundan kurtulamamıştır. 1894 tarihli bir belgeye göre, Viyana’dan gönderilen silahların Ermeşe Manastırında saklandığı tespit edilince Hükümet bu inceleme başlatmıştır (BOA, Y. PRK. SRN. 4/47).

1901 yılına gelindiğinde Geyve ve Karamürsel’de Ermeni köyleri silahlanmış durumdaydı. Osmanlı Devleti sınırları dışında yayınlanan ve Ermenileri isyana teşvik eden Troşak ve Hınçak Gazeteleri de on senedir bu bölgeye gizli bir şekilde geliyordu (BOA, Y.MTV. 220/46). Ermenilerdeki bu hareketliliğe karşılık Osmanlı Devleti 1905 yılında 2.300 nüfuslu ve çoğu Ermeni olan Arslanbey köyüne bir kilise ve mektep inşasına izin vermişti (BOA.,Y.A.Res. 132/2).

İzmit bölgesi Ermenilerinin bu suretle silahlanmaları ve ihtilal fikrine meyletmeleri, Ermeşe Panayırını daha önemli bir hale getirmişti. Bu tür etkinlikler ihtilal fikrinin aşılanması için uygun bir ortam sağlıyordu. Hınçak ve Taşnaklar bu toplantıları propaganda için kullanıyor, yurt içinden ve yurt dışından propagandacılar gelerek gösteri yapmak teşebbüsünde bulunuyorlardı (BOA, A.MKT. MHM. 655/41). Manastır Piskoposu Ormanyan Efendi 1895 yılında Ermeşe Panayırı için gelen Ermenilere, Osmanlı Devleti aleyhinde telkinlerde bulunmuştu. Adapazarı ve çevresinde Ermeniler üzerinde fişek, rovelver ve zararlı evraklar yakalanmıştı (BOA, A.MKT. MHM. 655/2). Devlet Ermeşe Panayırı için her yıl olağanüstü tedbirler alıyor, olay çıkmaması için İzmit Mutasarrıflığını uyarıyordu. Mutasarrıflık, 1892 yılındaki etkinliklerde asayişin muhafazası için İstanbul’dan piyade ve süvari asker talep etmişti (BOA, Y.Mtv. 68/1). 1915 yılına kadar Ermeniler bu ziyaretlerini sürdürdüler, fakat asayiş ve inzibatı sağlamak her geçen yıl daha da zorlaşmıştır.

II. Meşrutiyetin ilanı ile birlikte Ermeni Manastırı çalışmalarını daha rahat yürütebilmiştir. Bununla beraber Meşrutiyet’in getirdiği serbestlik, Ermeni idarecilerin cesaretini de artırmıştır. Bu dönemde önemli krizlerden birisi 1911 yılında yaşanmıştır. O yıl, Osmanlı şehirlerinde görülen kolera salgını sebebiyle Ermeşe Panayırı dahil o sene yapılması planlanan bütün panayırlar hükümet tarafından yasaklandı. Bunun üzerine Ermeniler, Patrikhaneye müracaatla kendilerine müsaade edilmesini istediler (BOA, DH. İD. 59/7). Bu müracaat üzerine şimdiye kadar gelmiş olanların manastıra girmelerine müsaade edileceği, fakat 18 Eylül tarihinden itibaren gelenlerin bırakılmaması kararlaştırıldı. Karardan memnun olmayan Manastır Rahibi Hamazb Efendi, Ermeşe Nahiyesi Müdürüne karşı gelmiş, hükümeti asla tanımayacağını açıkça söyleyerek tavrını ortaya koymuştu (BOA, DH. İD. 196/57, 114-2/11). Manastır idarecilerinin devlete karşı kanun tanımaz davranışları ve Osmanlı Devleti’nin aldığı kararı uygulayamaması Ermenilerin cesaretlerini artırmıştı.

Ermeşe Manastırı’nın karıştığı bir diğer olay, 27 Ekim 1913 tarihinde Adapazarı’nda meydana geldi. Ermeniler, harflerinin kabulünün 1500. ve Ermeni basınının 400. yıldönümünü kutlamak için İstanbul’da büyük şenlikler düzenlediler. Gösteriler sırasında Ermeniler bir Türk jandarma erini kama ile öldürmüşler ve dört kişiyi yaralamışlardı. Bunun üzerine İstanbul Muhafızlığı tarafından bir bölük asker Adapazarı’na gönderilmiştir. Hükümet Adapazarı Ermenilerinin silahlarını toplamak istemiş fakat Ermeniler silahlarını vermek istememişler, olaylar uzun süre yatıştırılamamıştır. İlk incelemelerde olaylara Ermeşe Ermenilerinin sebep olduğu anlaşılmıştır (Tanin, 27 Ekim 1913; Tanin, 29 Ekim 1913; Bayur, 1991, s. 150-151).

Bu hadise Birinci Dünya Savaşı öncesinde bölgedeki durumun gerginliğini ve Ermenilerin olay çıkarmak için bahane aradıklarını açık bir şekilde göstermektedir. Nitekim savaşın başlamasıyla birlikte Adapazarı ve çevresindeki Ermeniler hareketlenmeye başladılar. Rus filosunun Ereğli’ye yaklaştığı sıralarda Adapazarı ve İzmit Ermenilerinin casusluğa meylettikleri görüldü. Bilhassa Adapazarı’nda Rusların birkaç güne kadar gözükme ihtimali üzerine evlerde toplanarak çalgılarla eğlenceye başladılar. Hükümet, payitahtın yanı başındaki bu havalide bu kadar açık bir harekâtı beklemiyordu. Bu durum üzerine tahkikata mecbur oldu. Neticede yalnız Adapazarı’nda birkaç tanesi Adapazarı’nı tamamen havaya uçurmaya yeterli yerli ve ecnebi üretimi fitilli, memeli yüzlerce bomba, mavzer (Mausers), gra (Gras), son sistem tüfekler, dinamitler ve çok sayıda cephane ve mühimmat, bomba imaline mahsus alet ve edevat, ele geçirildi. Ermenilerin en büyük ruhban mektebinin bulunduğu Ermeşe nahiyesindeki mektep kilisesinin başrahip odasından gayet büyük ve aynı zamanda tahrip gücü pek büyük üç-dört bomba ile dolaplarından birçok silah ve cephane çıkarıldı. Ermeşe Manastırı’nda ortaya çıkan bombaların fotoğrafları aldırılarak İstanbul’a gönderilmişti (BOA; DH. ŞFR. 55/192).

Gerek merkezde ve gerekse Adapazarı’nda ele geçirilen ihtilal elebaşlarının ifadeleri bu silahların nasıl tedarik edildiğini, nerede ve ne amaçla kullanacaklarını ortaya koymuştu (Ermeni Komitelerinin, 1983: 292-293). Asilerin reisleri planlarının keşfedildiğini öğrenince çeteler oluşturulmuş ve bunlar Yalova’ya doğru gönderilmişlerdi. Daha sonra İzmit’teki işçi grupları bu çetelerle birleşmiş ve birçok Müslüman öldürülmüştür (Talat Paşa, 2000, s. 72).

Sevk ve İskan kanunu kapsamında Ermenilerin ordu gerisindeki hareketlerinin önlenmesi için başka bölgelere sevkleri kararlaştırıldı. İzmit ve Adapazarı bölgesinde yaşayan yaklaşık 58.000 Ermeni tehcir edildi. Trakya’dan sevk edilen Rumların bir kısmı da Adapazarı ve İzmit çevresine yerleştirildi (Atnur, 1999, s. 127). Ermeşe Manastırı’ndaki tüm eşyalar bir deftere kaydedilerek, manastır kontrol altına alındı ve manastırın anahtarı İstanbul’a gönderildi (BOA, DH.ŞFR., 55/272).

Birinci Dünya Savaşı sonunda Adapazarılı olup tehcire tabi tutulan ve İstanbul’a gelmiş bulunan Ermenilerin sevklerine 10 Aralık 1918’de başlandı. Bu arada Ermeşe Yetimhanesi de kilise mensuplarına 1 Kasım 1918’de teslim edildi. Ermeşe ve çevresine dönen Ermeniler Türklere karşı, bölgede bulunan İngilizlerle birlikte çalıştılar. İngilizler bu bölgede bulunan birçok Türk idareciyi tutuklayarak yargıladı (İleri, 11 Aralık 1919; Osmanlı Belgelerinde Ermeniler, Belge No: 212, Ankara, 1994, s. 179; Hadisat nr: 35 23 Kasım 1918).

1920 yılı Ağustos ayında, İzmit’te bulunan İngilizler yerlerini Yunan birliklerine devrettiler. Askeri bir üs haline gelen Ermeşe’ye Yunan 9. Girit Alayı yerleştirildi (Sofuoğlu, 1994:419). Yunanlıların bölgeden çekilmesi sırasında Ermeniler de onlarla beraber bölgeyi boşalttılar. 1921 yılı Haziran ayında İzmit çevresindeki 25.000 Rum ve 5.000 Ermeni Trakya bölgesine sevk edildi. Ermeşe ve Bahçecikli Ermenilerden 1.800’ü Tekirdağ’daki eski Türk kışlasına yerleştirildiler (İleri, 15 Haziran 1921).

Kaynakça

Arslan, Ali (2001), “Eçmiyazin Katogigosluğu’nda Satatü Değişimi ve Türk-Rus-Ermeni İlişkilerindeki Rolü”, İ.Ü. Uluslar arası Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu (24-25 Mayıs 2001), İstanbul, s. 55-66

Atnur, İ. Ethem (1999), “Rum ve Ermenilerin İzmit-Adapazarı Bölgelerinden Tehciri ve Yeniden İskânları Meselesi”, I. Sakarya Çevresi Tarih ve Kültür Sempozyumu (22-23 Haziran 1998), Adapazarı, s. 127.

Cengiz, Erdoğan (haz.) (1983), Ermeni Komitelerinin A’mal ve Harekat-ı İhtilaliyesi, Ankara

Dwıght, H. G. Otis (1854), Cristianity in Turkey: A Narrative of the Protestant  Reformation in Armenian Church, London

Gürün, Kamuran (1985), Ermeni Dosyası, Ankara

Hocaoğlu, Mehmet (1976), Arşiv Vesikalarıyla Tarihte Ermeni Mezalimi ve Ermeniler, İstanbul

http://www.2.unesco.org. (14 Mayıs 2004)

http://www.hyetert.com (20 Mayıs 2003). hyetert.com., bolshoys.com.

Hüseyin Nazım Paşa (1998), Ermeni Olayları, c. I-II, Ankara

Kabacalı, Alpay (haz.) (2000), Talat Paşanın Anıları, İstanbul

Karacakaya, Recep (2003), “İstanbul Ermeni Patriği Mateos İzmirliyan ve Siyasi Faaliyetleri”, Ermeni Araştırmaları I. Türkiye Kongresi Bildirileri, cilt I, Ankara

Kılıç, Davut (2000), Osmanlı İdaresinde Ermeniler Arasındaki Dini ve Siyasi Mücadeleler, Ankara

Küçük, Abdurrahman (1997), Ermeni Kilisesi ve Türkler, Ankara

Minasyan, Agop (2000), “Akmeşe Kasabası Tarihinde Ermeniler Armaş Manastırı”, Toplumsal Tarih, c.13, sayı: 78

Nalbandyan, Louise (1967), The Armenian Revolutionary Movement, Los Angeles

Osmanlı Belgelerinde Ermeniler (1989), c. 20, Belge No: 45, İstanbul

Özkan, Yakup (2000) “Armaş’tan Akmeşe’ye: Bir Kasabanın Öyküsü- Mübadillerin Gelişi ve Yeni Bir Hayat” Toplumsal Tarih, sayı: 83, s.32

Öztüre, Avni (1981), Nicomedia Yöresindeki Yeni Bulgularla İzmit Tarihi, İstanbul

Pamukçuyan, Kevork (2003), Biyografileriyle Ermeniler, İstanbul, s.104, 166, 210).

Polonyalı Simeon (1964), Polonyalı Simeon’un Seyahatnamesi (1608-1619), İstanbul

White, George E (1995), Bir Amerikan Misyonerinin Merzifon Amerikan Koleji Hatıraları, İstanbul[:en]

Arslan, Ali (2001), “Eçmiyazin Katogigosluğu’nda Satatü Değişimi ve Türk-Rus-Ermeni İlişkilerindeki Rolü”, İ.Ü. Uluslar arası Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu (24-25 Mayıs 2001), İstanbul, s. 55-66

Atnur, İ. Ethem (1999), “Rum ve Ermenilerin İzmit-Adapazarı Bölgelerinden Tehciri ve Yeniden İskânları Meselesi”, I. Sakarya Çevresi Tarih ve Kültür Sempozyumu (22-23 Haziran 1998), Adapazarı, s. 127.

Cengiz, Erdoğan (haz.) (1983), Ermeni Komitelerinin A’mal ve Harekat-ı İhtilaliyesi, Ankara

Dwıght, H. G. Otis (1854), Cristianity in Turkey: A Narrative of the Protestant  Reformation in Armenian Church, London

Gürün, Kamuran (1985), Ermeni Dosyası, Ankara

Hocaoğlu, Mehmet (1976), Arşiv Vesikalarıyla Tarihte Ermeni Mezalimi ve Ermeniler, İstanbul

http://www.2.unesco.org. (14 Mayıs 2004)

http://www.hyetert.com (20 Mayıs 2003). hyetert.com., bolshoys.com.

Hüseyin Nazım Paşa (1998), Ermeni Olayları, c. I-II, Ankara

Kabacalı, Alpay (haz.) (2000), Talat Paşanın Anıları, İstanbul

Karacakaya, Recep (2003), “İstanbul Ermeni Patriği Mateos İzmirliyan ve Siyasi Faaliyetleri”, Ermeni Araştırmaları I. Türkiye Kongresi Bildirileri, cilt I, Ankara

Kılıç, Davut (2000), Osmanlı İdaresinde Ermeniler Arasındaki Dini ve Siyasi Mücadeleler, Ankara

Küçük, Abdurrahman (1997), Ermeni Kilisesi ve Türkler, Ankara

Minasyan, Agop (2000), “Akmeşe Kasabası Tarihinde Ermeniler Armaş Manastırı”, Toplumsal Tarih, c.13, sayı: 78

Nalbandyan, Louise (1967), The Armenian Revolutionary Movement, Los Angeles

Osmanlı Belgelerinde Ermeniler (1989), c. 20, Belge No: 45, İstanbul

Özkan, Yakup (2000) “Armaş’tan Akmeşe’ye: Bir Kasabanın Öyküsü- Mübadillerin Gelişi ve Yeni Bir Hayat” Toplumsal Tarih, sayı: 83, s.32

Öztüre, Avni (1981), Nicomedia Yöresindeki Yeni Bulgularla İzmit Tarihi, İstanbul

Pamukçuyan, Kevork (2003), Biyografileriyle Ermeniler, İstanbul, s.104, 166, 210).

Polonyalı Simeon (1964), Polonyalı Simeon’un Seyahatnamesi (1608-1619), İstanbul

White, George E (1995), Bir Amerikan Misyonerinin Merzifon Amerikan Koleji Hatıraları, İstanbul

© 2022 - Marmara Üniversitesi