Ermeni Soykırımı Tarih Yazımı ve Propaganda

Giriş

Günümüzde Avrupa ve Amerika üniversitelerindeki Ermeni araştırmacılar, kesin olarak kabul ettikleri “Ermeni soykırımı”nı dünya kamuoyuna da kabul ettirmeye gayret etmektedirler. Tarihi gerçekler ve belgeler göz ardı edilerek yapılan bu siyasi propaganda faaliyetleri yeni başlamış değildir. Geçen yüzyılın devam eden olayları içerisinde uzun bir süreç bu yaklaşımı doğurmuştur. İşin ilginç tarafı, Avrupa ve Amerika kamuoyu da bu yönlendirmelerle ve siyasi gerekçelerle Ermeni iddialarını bugün kabul eder duruma gelmiştir.

Öte taraftan soykırım iddialarının yürütücüsü konumundaki Ermeni Diasporası Türkiye’nin mahkûm edilmesi ile yetinmiyor, aynı zamanda soykırıma inanmayanların yargılanması yolunu da birçok ülkede açmış bulunuyor. Diaspora Ermenileri, Ermeni soykırımını inkâr etmenin bir insanlık suçu olduğunu birçok ülkenin mevzuatında yasal bir düzenleme haline getirmeyi başarmış, ancak bu büyük hata uluslararası mahkemeler tarafından önlenmiştir.

Ermeni tarih yazımında Ermeni liderlerinin ve çete yöneticilerinin yaptığı mücadeleler, kahramanlık, buna karşı duran ve siyasal bir kimliği olan Osmanlı yönetimi gaddar ve acımasız gösterilmiştir. Bu yaklaşım XIX. yüzyıldan itibaren tamamıyla Türk idaresine karşı harekete geçmiş olan devletler tarafından yönlendirilmiştir. Bu dönemdeki çalışmalarda propaganda önemli bir yer tutmaktadır. Propagandanın amacı, hitap ettiği çevrede belirli bir mesele hakkında genel bir kanaat meydana getirmek ve insanları bu kanaate göre hareket edebilecek bir hale sokmaktır. Bu sebeple propagandanın esas çevrelediği muhatap, halk kitleleridir. Propaganda yapacak kimseler, hitap edeceği sosyal kütlelerin sosyal kıymetlerini, inançlarını ve köklü anane ve düşüncelerini iyice tanımak ve bunlardan nasıl istifade edilebileceğini tespit etmek zorundadır. Propagandanın amacı ve hedefi bu şekilde belirtilince Ermenilerin Avrupa ve Amerika’da bu ortamı hazır bulduklarını söylemek mümkündür. Çünkü Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri kamuoyu, XIX. yüzyılın başından itibaren Osmanlı Devleti’nde meydana gelen Rum, Sırp ve Bulgar mücadelelerini hep Hristiyanlık ruhu ile özgürlük savaşı olarak ele almıştır.

Ermeni ihtilal örgütleri, Avrupa ve ABD’de kendileri için uygun olan ortamı propaganda için çok iyi değerlendirdiler. Bu çalışmalara Osmanlı Devleti’nin farklı bölgelerinde görev yapan misyonerler ve bunların asli vatanlarındaki kuruluşlar da dahil edilince çalışmalar kısa süre içerisinde sonuç verdi. Propaganda çalışmalarında basın ve yayın organları kamuoyu oluşturmada etkin bir şekilde kullanıldı.

Tarihî Süreç ve Kaynaklar

Ermeni soykırımına ait tarih yazımının temeli, 1894-1896 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin çeşitli vilayetlerinde meydana gelen olaylar, 1909 Adana Olayları ve 1915 Tehcirine dayanır. 1894 yılından bu yana Ermeni tarihçileri sürekli aynı metodu izleyerek Osmanlı Devleti’nin kendileri hakkında katliam politikasını izlediğini ve 1915 sevkiyle bunun soykırım niteliğini aldığını iddia ederler. Bu tarihçiler ya olayların geçtiği tarihlerde bu bölgede bulunan Hristiyan görevlilerinin yazdıklarını ya da kendilerinin katliam diye öne sürdükleri olaylardan kurtulanların anlattıklarını kaynak olarak seçerler. Bu yazarlar için bunların dışında farklı bir kaynağı kullanarak yeni bir yaklaşım göstermek pek rastlanır bir durum değildir.

1890 yılından itibaren şekillenmeye başlayan Avrupa ve Amerika’daki Ermeni diasporası bu tarihî yaklaşımın temelini oluşturur. Zira bu yeni oluşumu daha çok Taşnak ve Hınçaklar şekillendirmişler. Bu teşkilatların ana hedeflerinden birisi, Avrupa kamuoyunu Hristiyanlığı da kullanarak, Osmanlı Devleti aleyhine harekete geçirmektir. 1894-1896 Olayları ve 1909 Adana Olaylarında bu propaganda metodu çok iyi kullanılmış, Avrupa ve Amerika’da birçok kitap bastırılmış, Ermenilerle ilgili haberler ve güya bu katliamdan kurtulan Ermenilere ait hikâyeler Avrupa gazetelerinde sıkça yer almıştır. Amerika’daki Ermeniler, Amerika gazetelerini de kendi lehlerinde yazılar yazmaları konusunda ikna etmek için ellerinden geleni yapmışlardı. New York’taki Ermenilerden bir kısmı, burada 10.000 Ermeni’nin oturduğunu, hangi gazetede davalarına yer verilirse ona abone olacaklarını bildirmişlerdi (Osmanlı Belgelerinde Ermeniler,1988, c. 12, Belge No: 111). Bu teşebbüslerin etkisi de oldu. Örneğin 21 Mart 1894 tarihli Worcester Daily Spy gazetesi “Acı Çeken Ermenistan” başlıklı yazısında Hınçak lideri Nişan Garabetyan ile yapılan bir röportajı yayınladı. Ermenilerin eğitimli, ilerleme isteği olan, medeni insanlar oldukları belirtilirken Türklerin şu anda Anadolu’da bu halka zulüm yaptıkları ileri sürüldü (BOA, Y. MTV, 93/41).

Hayk gazetesi 900 Ermeni’nin öldüğü Sason olaylarını abartarak ölü sayısını 10.000 olarak sundu. Ayrıca bütün Amerikalıları ve Avrupalıları bu olaya müdahale etmeye çağırdı (BOA, Y.A. HUS. 324/4). Amerika misyonerleri tarafından desteklenen ve himaye edilen Rahip Gabrielian 1893 yılında Philadelphia’da The Armenians or the People of Ararat adında bir kitap yayınladı. Kitapta Osmanlı ve Müslümanlık aleyhinde bilgiler bulunmaktaydı.

Amerikalı bir misyoner olarak dört yıl Anadolu’da görev yapmış olan Frederick Davis Greene ise 1895 yılında The Armenian Crisis in Turkey adlı kitabı yayımladı. Greene, kitabında Anadolu’dan gelen imzasız mektuplardan yola çıkarak Müslümanların Ermenileri katlettiğini ileri sürmüştü.

Amerika’da 1896 yılında üç kitap daha basıldı. Daha sonraki araştırıcılar tarafından temel eser olarak kullanılan üç çalışma şunlardı: Rahip Edwin M. Bliss, The Armenian Attrocities; A.W. Williams, Bleeding Armenia; Frederic Davis Greene, Armenian Massacresor The Sword of Muhammed (Şimşir, 1985: 106).

Yurt dışında propaganda faaliyeti sürdürülürken içeride de bu olayların yıl dönümlerinde anma toplantıları düzenlenir, “eski kanlı günler!” yad edilirdi. Bu yaklaşıma örnek olması açısından 7 Ağustos 1906 tarihinde Van’da Taşnaklar tarafından dağıtılan matbu bildiri ilgi çekicidir. Metin aynı zamanda Ermenilerin meydana gelen olaylara karşı psikolojik yaklaşımını da ortaya koymaktadır. Bildiri 1896 yılı olaylarının onuncu yıl dönümü dolayısıyla hazırlanmıştır ve “Günah Bize Değil Lanet Düşmana / Kendisi İzhar Etti Kanlı Harbin Alâmetine” dizeleri ile başlar (BOA, Y. MTV, 289/174).

XIX. yüzyıl Avrupalısı için Osmanlı Devleti içerisinde yaşayan dindaşlarından haber alabilecekleri hemen tek kaynak, günlük, haftalık ya da aylık çıkan gazeteler ve dergiler ile haftalık düzenlenen pazar ayinleri idi. Durum böyle olunca da gazetelerin önemi bir kat daha artıyordu. 1890–1918 yılları arasında Ermeni olaylarının artışına paralel olarak Avrupa kamuoyunda da Ermeni sorunu ile ilgili haberler ve editöre yazılan, yayınlanan mektuplarda yükseliş görülmektedir. İngiliz hükümetinin yayın organı olarak çalışan The Times gazetesinde 1890–1918 yılları arasında yayınlanmış olan “Editöre Mektuplar” kısmında yer alan mektuplardan 100 adedi Ermenilerle ilgilidir. Bu mektuplar Ermeni yardım cemiyeti idarecileri, Ermeni Yurtseverler Derneği başkanı, İngiliz-Ermeni Dostluk Derneği yöneticileri gibi İngiltere’de yaşayanlar tarafından gönderilmiştir.

Bu yaklaşım ve yönlendirmeler hiç değişmeden 1915 olaylarına kadar sürdü. Hatta bu metot bugünkü Ermeni tarihçilerinin bile hareket noktasıdır. Ermeni tarihçileri Birinci Dünya Savaşının uluslararası propaganda boyutunu bir tarafa bırakarak, sanki tarafsızmış gibi Osmanlı Devleti’nin karşısında savaşan İngiliz, Amerikan ve diğer milletlerin temsilcilerinin yazdıklarını kullandılar. Birinci Dünya Savaşı dünya tarihinde birçok yeni yaklaşımın ortaya çıktığı bir savaştı. Devletler kendi halkını savaşa motive edebilmek ve karşı tarafın zaafiyetinden yararlanmak için türlü yöntemleri seferber ettiler. Millî azınlıklar üzerinde yeni propagandalar geliştirdiler (Renouvin, 1993: 15; Sonyel, 1972: 377-379). İngiltere, Fransa ve ABD, halkalarını savaşa teşvik etmek için Osmanlı Devletindeki Hristiyan dindaşlarının öldürüldüğünü, bunlara yardım edilmesi gerektiğini telkin ettiler. 1915 tehciri onların bu çalışmaları için önemli bir istismar aracı oldu. Sayısız kitaplar neşredildi. Bunların başında İngiliz Lord James Bryce’ın Londra’da 1916 yılında The Treatment of Armenians in the Ottoman Empire 1915-1916 isimli kitabı gelmektedir. Kitap vilayetlerdeki misyonerlerden gelen mektupları, Ermeni göçmenlerinin ve patrikhanenin anlattıklarını ve bunlardan Rusya, İngiltere, Almanya ve ABD basınında yayınlanmış olan yazıları ihtiva ediyordu. 1913-1916 yıllarında İstanbul’daki ABD elçisi Henry Morgenthau da 1918 yılında New York’ta Ambassador Morgenthau’s Story isimli bir kitap bastırdı. Aynı şekilde Ermenilerden ve misyonerlerden gelen mektuplar doğrultusunda hazırlanan bu kitap Ermeniler tarafından çok tutulmuştu. Tehcirdeki bütün sorumluluğu Talat, Enver ve Cemal Paşalara yükleyen Morgenthau, Türklerin, masum ve suçsuz Ermenileri sürüp kötü muamelede bulunduğunu izah etmeye çalıştı.

İngiliz Dışişleri Bakanlığı da savaş sırasında benzer çalışmalar yaptı. 1917 yılında Londra’da Germany, Turkey and Armenia; A Selection of Documentary Evidence Relating to the Armenian Atrocities from German and Other Sources adıyla yayımlanan kitapta Van, Muş, Erzincan, Malatya, Zeytun’dan gelen ve buradaki Alman Mision’undan gönderilerek gazetelerde yayınlanmış olan yazılar toplanmıştı. Ek kısmında ise “Türk Ordusundaki Müslüman Subayların Raporları” başlığı altında isimleri verilmeyen subayların şahit oldukları olaylar anlatılmıştı. Donald E. Miller ve Lorna Touryan tarafından 1993 yılında New York’ta basılan Survivors: An Oral History of the Armenian Genocide isimli kitap da aynı yöntem ve yaklaşımı esas almış olup, Morgenthau ve Bryce’den alıntılarla meydana getirilmiştir.

ABD basını da bu konuda Avrupa basını kadar bol malzemeye sahiptir. Armen Kirakosian 2004 yılında Detroit’te yayınlanan The Armenian Massacres (1894-1896): U.S. Media Testimony isimli çalışmasında belirtilen tarihlerde ABD’de gazete ve dergilerde yayınlanmış olan yazıları toplamıştır.

Günümüz çalışmaları da aynı metodu takip ederek, çoğu zaman bu kaynakları kullanarak Ermeni soykırımını işlerler. Dikran H. Boyacian, Armenia, The Case For a Forgotten Genocide isimli çalışmasında Ermenilerin kesin bir şekilde soykırıma tabi tutulduklarını iddia ederek, müttefiklerin kendileri için hiçbir fedakarlıkta bulunmadığını ve Lord Curzon’un bu durumu Lozan Konferansı’nda açıkça itiraf ettiğini söyler. Günümüzde Ermeni tarihçilerinden bilhassa üç isim ve bunların Ermeni sorununa yaklaşımları önem taşımaktadır. Fikir ve tezleri uluslararası platformlarda dolaşan bu tarihçiler Richard G. Hovannisian, Denis Papazian, Vahakn Dadrian’dır. ABD’de saygın üniversitelerde öğretim üyesi olan bu tarihçilere göre, Ermeniler kesin bir şekilde soykırıma uğramışlardır. Bu akademisyenlerin ABD’de Ermeni Diaspora komitelerinin yöneticileri arasında bulunduğunu düşündüğümüzde yaklaşımlarının ne kadar bilimsel olduğu tartışılır. Ermeni araştırmacılar yorumlarda bulunurken hiçbir tarihî belge ve kanıt ortaya koyamamaktadırlar. Dadrian’ın çalışmaları Türkçe’ye de tercüme edilmiş ve Türk kamuoyu üzerinde etki meydana getirilmeye çalışılmıştır. Öte yandan Ermeni tarihi ile ilgili olmayanlar dahi bu konuyla ilgili yazmaya başlamışlardır. Bunun en önemli göstergesi, bir Fransız tıp doktoru olan Yves Ternon’dur.

Savaş döneminin psikolojik yaklaşımı ne Ermeniler tarafından ne de Avrupalı ve Amerikalı araştırmacılar tarafından terk edilmiştir. Özel araştırma alanlarında elde edilen bilgiler genel ansiklopedi bilgilerine de girmeye başlamıştır. Bugün İngiltere’de yayınlanmış olan birçok ansiklopedinin “Ermeni” maddelerinde Türklerin bir milyondan fazla Ermeni’yi katlettiği ve Ermenilerin masum, acı çeken bir millet olduğu kayıtlıdır.

Bu ansiklopediler şüphesiz ki, Ermeniler hakkında bilgi edinmek isteyen İngilizlerin veya diğer milletlerin başvuracakları ilk kaynaklardır. Böylece savaş sırasında ortaya çıkarılan Ermeni tarih yazımı ve katliam olgusu bugün kesin delillerle ortaya konulmuş gibi kabul görmektedir. Bu bilgilerle yetişen Avrupalı aydınlar da Türk-Ermeni ihtilafında tarafını belirlemiş olmaktadır.

Son 40 yıldır Ermeni soykırımına ilişkin edebiyatın dramatik bir şekilde geliştiği görülmektedir. Hayatta kalanların anıları, genellikle 1915 ve sonrasına aittir. Ermenilere anlatılan hikayeler onlarda inkar/reddetme, vazgeçme/boyun eğme, barışma/hırs, öfke ve intikam duygularını ortaya çıkarmıştır. Bugünkü Diaspora Ermenileri ikinci-üçüncü kuşak olarak Türklere karşı dedelerinden kat kat daha fazla kine sahip ve Tanrı ile küs bir yapı ortaya çıkarmışlardır. Oxford Hristiyanlık Lügatı’nda “Ermeniler tarihleri boyunca zaman zaman zulme maruz kalmışlardır ve bu milletin çoğu Türkler tarafından katledilmiştir, günümüzde de Sovyetler bunları ezmektedir. 1915 toplu katliamında 1.500.000 Ermeni hayatını kaybetmişti. Bu soykırım Ermenilerin çilesini bitirmedi, 1921’den beri Sovyetlerin vahşeti ve insan hakları ihlali Ermenileri ezmektedir” diye yazmaktadır. Bir Ermeni edebiyatçısı da şöyle yazmıştır: “Tanrıyı bulduğumuzda bize cenneti sunarken diyeceğiz ki, hayır bizi tekrar cehenneme gönder, biz cehennemi seçiyoruz, sayende orayı iyi tanıyoruz. Cenneti Türklere sakla” (Guroian, 1991: 324).

Ermeni tarihçileri yeni bir stratejiyle Ermeni soykırımı ile Yahudi soykırımı arasındaki benzerlikleri ortaya koymaya gayret göstermektedirler. Papazian, Türklerin 1,5 milyon Ermeni’yi katlettiklerini inkâr ettiklerini, Nazilerin cezalandırılmasına rağmen Türklerin cezalandırılmadığını söylemektedir (Papazian, 1997).

Oysa resmî rakamlar Anadolu’da 1915 yılında yaşayan Ermenilerin sayısının en fazla 830.000 civarında olduğunu göstermektedir. Bugün Ermeniler tarafından kesinmiş gibi gösterilen 1.500.000 Ermeni’nin katledildiği fikri de bu verilerle çürütülmüş olmaktadır. Aksine Anadolu ve Kafkasya’da Ermeniler aynı miktardaki Türkü imha etmişlerdir (McCarthy, 1995; Weems, 2002). Çok abartılı olan Patrikhane kayıtları bile Türkiye’deki Ermeni nüfusunu 1882’de 1.680.000, 1912’de 1.018.000 olarak göstermektedir.

Bütün bu çalışmalar sonunda Türklerden istenen şey, “yapılan ve kesin delillerle ispatlanan!” soykırımın bir an önce kabul edilmesidir. Tarihi inşa etmek ve insanları aldatmaya yönelik bu yaklaşımların bilimsellik ve tarafsızlıkla hiçbir ilgisi yoktur. Dolayısıyla Türkler hiç yapmadıkları bir şeyle suçlanmakta ve yapmadıkları bir şeyi kabule zorlanmaktadırlar. Türkler ise tarafsız ve özgür kamuoyu ve bilimsel anlayışa sahip olduklarını her defasında ifade eden Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri kamuoyundan, bahsedilen vasıfların gerçekleştirilmesini ve tarihin bir bilim olarak yeniden ele alınmasını beklemektedirler.

Kaynakça

Dadrian, Vahakn N. (1989), “Genocide As a Problem of Nationaland International Law: The World War I Armenian Case and ıts Contemporary Legal Ramifications”, Yale Journal of International Law, Vol. 17, No 2.

Dadrian, Vahakn N. (1993), “The Young –Turk Ittıhadist Conference and the Decision forthe World War I Genocide of the Armenians”, Holocaust and Genocide Studies, Vol. 7, No: 2.

Dadrian, Vahakn N. (1994), A Review of The Main Feature of TheGenocide”, Journal of Politicaland Military Sociology, Vol. 22, No 1, s. 1-11.

Dadrian, Vahakn N. (1998), “The Convergent Aspects of The Armenian and Jewish Cases of Genocide: Reinterpretation of the Concept of Holocaust, Holocaust and Genocide Studies, Vol. 3, No 2.

Guroian, Vigen (1991), “Armenian Genocide and Chiristian Existence”, Cross Currents, Fall 91, Vol. 41.

Hovannisian Richard G.,(yıl?) The Armenian Genocide in Perspective, New Brunswick, New Jersey

Hovannisian, Richard G. (1967), Armenia Road the Independence, Los Angeles.

Hovannisian, Richard G. (1982), Republic of Armenia, I-II, London.

Hovannisian, Richard G. (1982), The Armenian Image in History and Literature, California.

http://www.sscnet.ucla.edu/history/centers/armenian/events.html. 818.3.2003).

McCarthy, Justin (1995), Death and Exile, Princeton, New Jersey.

Papazian, Dennis R. (1990), “Nagorno-Karabag: A Case Study in “Perestroika”, Conference of The American Association for the Advencement of Slavic Studies, Washington.

Papazian, Dennis R. (1994), “What Hope is there for Armenia and Nagorno-Karabag?” Knights of Vartan Armenian Research Center Bulletin, (yer?)

Papazian, Dennis R. (1997), Lesson of Amenian Genocide Remains Relevant to All Nations, Detroit.

Papazian, Dennis R. (1997), Why the Armenian Genocide is stil relevent Today?, (yer?)

Papazian, Dennis R., “Armenians”, http://www.umd.umich.edu. (17.01.2001).

Renouvin, Pierre (1993), Birinci Dünya Savaşı, İstanbul.

Robert Melson (1996), “Paradigms of Genocide: The Holocaust, The Armenian Genocide and Contemporary Mass Destructions”, Annuals of The American Academy of Political and Social Science, Vol. 548.

Samuel A. Weems (2002), Armenia, The Great Deception Secrets of a Christian Terrorist State, Dallas.

Sonyel, Salahi R. (1972), “Birinci Dünya Savaşı Günlerinde Türk-Ermeni İlişkileri ve İngiliz Propagandası”, Belleten, LVIII/222, s. 377-379.

Şimşir, Bilal (1985), “Ermeni Propagandasının Amerika Boyutu Üzerine”, Tarih Boyunca Türklerin Ermeni Toplumu İle İlişkileri, Ankara.

Ternon, Yves (1977), Les Armeniens Historie D’un Genocide, Paris.

© 2022 - Marmara Üniversitesi