Ermenistan Cumhuriyeti ve Osmanlı İmparatorluğu ile İlişkileri

Rusya’da Çarlık rejimini yıkan Ekim Devrimi’nin ardından kurulan Rus Hükümeti merkezde kontrolü ele aldıktan sonra, ülkenin çevre bölgelerinde de kontrol tesis etmeyi amaçlamıştır. Bu çerçevede Kafkasya’ya bu bölgenin üç toplumunu temsilen (Türk, Ermeni ve Gürcü) üç delegeden oluşan bir heyet göndermiştir. Bu arada Ekim Devrimi’nin yarattığı karmaşayı fırsat bilen bölge ulusları bağımsız devletler kurmak için girişimlerde bulunmuşlardır. 1917 Eylül’ünde Tiflis’te Ermeni Milli Meclisi toplanması bu bağımsızlık hareketlerinin örneklerinden biridir. Ancak devrimciler ilk anda bağımsızlığa izin vermeyerek bölgede Kafkasya Yürütme Meclisi adında bir idari yapılanma kurmuşlar ve bölgede yaşayan üç büyük topluma bu Meclis’te temsil hakkı vererek ayrılıkçı hareketleri engellemeye çalışmışlardır. Bu Meclis’in kurulmasıyla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’dan müteşekkil Transkafkasya Demokratik Federatif Cumhuriyeti ilan edilmiştir. Transkafkasya Demokratik Federatif Cumhuriyeti’nin ilanından sonra Kafkasya Yürütme Meclisi içinden bir hükümet kurulmuş olup bu hükümetin beş bakanı Gürcü, üç bakanı Ermeni ve üç bakanı da Türk kökenliydi (Palabıyık-Deveci, 2009, s. 256-257).

Rusya’nın Birinci Dünya Savaşı’ndan çekilmek için Osmanlı Devleti’ne barış teklif etmesinin ardından, iki devlet arasında 3 Mart 1918’de Brest-Litovsk antlaşması imzalanmış ve Osmanlı Devleti Kars, Ardahan, Batum ve Erzurum’u Ruslardan geri almıştı. Bu durum Transkafkasya Demokratik Federatif Cumhuriyeti’ni oluşturan üç ülke arasında büyük bir anlaşmazlık doğmasına neden olmuştur. Özellikle Ermeniler Osmanlıların geri aldıkları toprakların kendilerine ait olduğunu ileri sürerek diğer iki toplumun bu konuda sessiz kalmasına tepki göstermişlerdir. Bu anlaşmazlık neticesinde devrimcilerin kendi aralarındaki çatışmaları fırsat bilerek Ermenilerin baskısıyla 1918 yılının Mayıs ayında Transkafkasya Demokratik Federatif Cumhuriyeti dağılmıştır. Bu gelişme üzerine Gürcistan ve Azerbaycan 26 Mayıs’ta, Ermenistan ise 28 Mayıs’ta bağımsızlığını ilan etmiştir. Böylelikle ömrü yalnızca iki yıl olan Demokratik Ermenistan Cumhuriyeti kurulmuştur. Bu yeni devletin hükümeti ağırlıklı olarak Taşnaklardan kurulmuş olup Ermenistan Hükümeti’nin Başbakanlığına Hovannes Katchaznuni getirilmiştir (Palabıyık-Deveci, 2009, s. 256-257).

Mondros Mütarekesi’ne giden süreçte yaşanan bir diğer önemli gelişme de 11 Mayıs – 4 Haziran 1918 tarihleri arasında Batum’da yapılan konferans ve sonucunda 4 Haziran 1918’de Osmanlı İmparatorluğu ile Bolşevik İhtilâli’nden sonra Kafkasya’da kurulan devletlerle imzalanan Batum Antlaşması olmuştur. Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti, Gürcistan Cumhuriyeti ve Azerbaycan Milli Şurası arasında imzalanmış olan bu anlaşma, on dört maddeden oluşmakta olup Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti’nin imzaladığı ilk uluslararası sözleşme olmuştur (Uras, 1987, s. 647-648).

Batum Antlaşması’na dair anlatılara on birinci sınıf tarih ders kitaplarında yer verilmiştir. Bu anlatılarda Türkiye’nin Almanya tarafından desteklendiği, Ermenistan’ın bağımsızlığının Osmanlı İmparatorluğu tarafından tanındığı ve bu antlaşmanın şartlarının Ermenistan için oldukça ağır olduğundan bahsedilmektedir (11. Sınıf, 2010, s. 184).

Batum Antlaşması’nın imzalanmasına rağmen Ermeni Hükümeti’nin Almanlarla görüşerek meselenin yine Brest-Litovsk esasına göre çözümlenmesine çalıştıklarını kaydeden Uras, Ermenilerin bu amaçla Doktor Ohancanyan ve Arşak Zohrabyan’ı Berlin’e gönderdiklerini ancak olumlu bir yanıt alamadıklarını belirtir. Ermeni tarih ders kitaplarında da yer alan bu konuyla ilgili olarak, görüşmelerden beklenen sonucun alınamama nedeninin ise ulusal, bölgesel, ciddi sınır anlaşmazlıklarının mevcudiyeti olduğu ileri sürülmüştür (9.Sınıf, 2008, s. 24-25).

Demokratik Ermenistan Cumhuriyeti’nin kuruluş dönemi ve bu dönemde yaşanan gelişmeler tarih ders kitaplarında “İktidar Organlarının Oluşturulması” (իշխանությանմարմիններիստեղծումը – İşkh’anut’yan marminneri steğtzumı) başlığı altında sunulmuştur (9. Sınıf, 2008, s. 8-9).

Ermeni tarih ders kitaplarına bakıldığında Ermenistan’ın bağımsız bir devlet olarak ortaya çıktığı ilk dönem olan 1918-1920 yıllarına özel bir önem verildiği görülmektedir. Örneğin dokuzuncu sınıf tarih kitabında yer alan “Ermenistan’ın İlk Cumhuriyeti (Mayıs 1918-Aralık 1920)”, (Հայաստանիառաջինհանրապետությունը (1918թ. մայիս – 1920թ. դեկտեմբեր – Hayastani ar’acin hanrapetut’yunı 1918 Mayis-1920 Dektember) başlıklı bölümde bu dönem “Ermenistan’ın kahramanlık savaşları dönemi” olarak adlandırılmıştır (9. Sınıf, 2008, s. 6).

Ermenilerin 1918-1920 yılları arasında ciddi bir toprak kaybı yaşadığı teması bu bölümde sıkça üzerinde durulan bir diğer konu olmuştur. Öte yandan, Türk-Ermeni ilişkileri açısından bir dönüm noktası olarak da kabul edilebilecek olan Ermenistan’ın bağımsızlığının ilk kez Türkiye tarafından tanınmasının da bu dönemde olduğu bilinmektedir. Nitekim dokuzuncu sınıf tarih ders kitabında sunulan bir pasajda bu hususa yer verilse de, bunun pek olumlu bir gelişme değil trajik bir durum olarak nitelendirildiği görülmektedir:

“Genel hesaba baktığınızda Türkiye Doğu Ermenistan’dan 28 bin kilometre karelik bir bölgeyi almış oluyordu. Öte yandan, kaderin cilvesi, bu bağımsız Ermenistan’ın ilk uluslararası belgesi Türkiye’nin Ermenistan’ın bağımsızlığını tanımasıdır…”

(9. Sınıf, 2008, s. 8).

Ermenistan tarih kitaplarında Ermenistan Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarına denk gelen konulara bakıldığında Türk ve Osmanlı imgesinin olumsuz olduğu gözlenmektedir. “Ermenistan Cumhuriyeti’nin İlanı”, (ՀայաստանիՀանրապետությանհռչակումը – Hayastani Hanrapetut’yan hr’çakumı) başlıklı bölümde Ermenistan’ın bağımsızlığını kazanma sürecinde yaşadığı sorunlar ele alınırken bunlar arasında “Türk saldırılarının” ilk sırada geldiği görülmektedir;

“…[Ermeni] Ulusal bağımsız devleti, tarihsel olarak zor şartlarda doğdu. Bildiğiniz üzere, Mayıs 1918’de Türk askerleri Doğu Ermenistan’a ve Azerbaycan’a saldırmışlardı. Transkafkasya Federal Cumhuriyeti, Gürcü-Tatar çoğunluğu çerçevesinde Türklerle özel uzlaşma yolları arıyordu… 28 Mayıs’ta Ermeni Ulusal Konseyi bağımsızlık sorununu ele aldı… Hararetli tartışmalardan sonra Ermeni Ulusal Konseyi Ermenistan’ın bağımsızlık kararını duyurma kararı verdi. Aynı zamanda, Ermenistan (bağımsız bir devlet olarak) Türklerle barış antlaşmasını sonuçlandırmak için Batum’a yeni bir heyet gönderdi…”

(11. Sınıf, 2010, s. 183).

Ermenistan tarih ders kitaplarında Ermenistan’ın ilk dönemlerine dair en ilginç bilgilerden biri de ilk Ermenistan Parlamentosu’nda yer alan milletvekilleri arasında Türk vekillerin de olduğudur:

“…21-23 Haziran’da Ermenistan Parlamentosu’nun seçimleri yapıldı. Kısmi seçim sistemi uygulandı… Parlamentoya (3’ü kadın olmak üzere) 80 üye seçildi, bunun 72’si Ermeni Devrimci Federasyonu-TaşnaksutyunPartisi üyesiydi, 4’ü SR [Sosyalist Devrimci], 1’i herhangi bir partiye üye değildi, 2’si ise Türk-Tatar, 1 Yezidi idi.”

(11. Sınıf, 2010, s. 186).

Transkafkasya Cumhuriyeti’nin çöküşünden sonra Ermenistan’ın Türkiye ile masaya oturmak zorunda kaldığı, ancak bunun pek de Ermenilerin yararına olmadığı, sırf bu yüzden Ermenilerin ciddi oranda toprak kaybettikleri de ders kitaplarında ifade edilmiştir (9. Sınıf, 2008, s. 7).

Ermeni tarih ders kitaplarında Ermenistan Cumhuriyeti’nin Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile ilişkilerinde ise Türkler için “Kemalist Türkiye” ifadesinin ön plana çıktığı görülmektedir. Bu dönemde Meclis Hükümeti ve Ermenistan arasında yaşanan olumsuz ilişkilerin Türkiye Cumhuriyeti’nin ilan edilmesinden sonraki döneme bağlandığı, diğer bir deyişle Ermenistan’ın mağduriyetinde Türkiye Cumhuriyeti’nin öncülü olan Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin rolünün olduğu vurgulanmıştır (9. Sınıf, 2008, s. 33-34).

Yukarıdaki metinde dikkat çekici cümlelerden biri de “Ulusal Ant’a göre Türkiye’nin sınırları içinde sadece Batı Ermenilerinin tüm vilayetleri değil aynı zamanda Doğu Ermenilerinin Kars ve Ardahan bölgeleri de vardı” ifadesi olmuştur. Bu cümleyle öğrenciye aslında Doğu ve Batı Ermenistan’daki toprakların Kemalistler tarafından talep edildiği, böylelikle de Kemalistlerin tehlike arz ettikleri mesajı verilmektedir. Rusya’nın da kendi çıkarları doğrultusunda Kemalistlere göz yumduğunu ve hatta onları desteklediğine de değinilerek Rus-Türk çıkarlarının Ermenistan’ı zor durumda bıraktığı ve ötekileştirdiği ifade edilmektedir (9. Sınıf, 2008, s. 35).

Ders kitaplarında Ermenistan’ın Sovyet Rusya ve Kemalist Türkiye arasında kalarak ne kadar ağır koşullar altında mücadele ettiğine de vurgu yapılmıştır. Nitekim bu iki ülkenin tutumu nedeniyle Ermenilerin bir katliama maruz kaldığı öne sürülmüştür. Bu konu Ermeni araştırmacılar tarafından da sıkça dile getirilen bir husustur. Örneğin Zolyan ve Zakaryan (Zolyan ve Zakaryan,2008, s. 786) bu durumu şöyle ifade etmektedirler:

“İlk Ermenistan Cumhuriyeti 28 Mayıs 1918’den 2 Aralık 1920 tarihine kadar sadece iki buçuk yıl ayakta kalabildi. Bir yandan Bolşevikler, diğer yandan Kemalist Türkiye’nin baskısı altında çöktü.”

Büyük Millet Meclisi ile ilişkiler kapsamında öne çıkan bir diğer konuya da dokuzuncu sınıf tarih ders kitabında “Türk-Ermeni Savaşı” başlığı altında yer verilmiştir. Burada Türklerin sayıca Ermenilerden üstün olduğu ve bu nedenle savaşın Ermeniler için pek de başarılı olmadığı anlatısı kullanılmıştır. Metnin son satırında net bir biçimde Ermenistan Cumhuriyeti’nin çöküşünde tek sorumlu Kemalistler olarak gösterilmiştir (9. Sınıf, 2008, s. 36-39).

“Türk-Ermeni Savaşı” bölümünde üzerinde durulan bir diğer husus da Türkiye’nin zoruyla Ermenistan’ın haklarından feragat etmek zorunda kaldığıdır. Ayrıca anlaşma gereği Türkiye’nin aldığı bölgelerin geçmişte daha önce hiçbir zaman Türkiye sınırları arasında olmadığı halde şimdi bu toprakların kaybedildiği yani Ermenistan’ın haksızlığa maruz kaldığı “[Bu bölgeler] son zamanlarda Türkiye’nin yapısı içinde hiç bulunmamıştı” cümlesiyle ifade edilmiştir. Bu bölümde öğrenciye verilen bir diğer mesaj da “Türklerin Ermenilerden aldığı toprakları Azerilere verdiği” mesajıdır. Nitekim Azerilerin Ermenilerden almayı başaramadığı toprakları Türkler üzerinden elde ettiği imgesinin yaratılmaya çalışıldığı söylenebilir (9. Sınıf, 2008, s. 36-39).

Sonuç olarak Ermeni tarih ders kitaplarında Türkiye-Ermenistan ilişkilerine dair temel mesajın şu olduğu görülmektedir: “Türkiye yapılan antlaşmalarda Ermenistan’a haksızlık yapmıştır ve Ermenistan’ın topraklarını elinden almıştır” (9. Sınıf, 2008, s. 6-20). Nitekim bu bölümde sık sık Ermenistan’ın antlaşmalardan önceki ve sonraki toprak genişliğine işaret edildiği gözlenmektedir. Ayrıca Türkiye’nin Ermenistan’a yönelik ağır yaptırımlarda bulunduğu konusunun da ön plana çıktığı görülmektedir. Ders kitaplarındaki pasajlarda zaman zaman Ermenistan Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde bazı Avrupalı ve Ermeni diplomat ve askerlerin Ermenilerin siyasi durumlarına dair kaleme almış oldukları sözlere de yer verildiği görülmektedir. Bunlar arasında Alman bir diplomatın kaleme aldığı ifadeler dikkat çekicidir; “Türkler Ermenilere Sevan’da yüzmek için yer verdi, ancak dışarıya çıkmak ve kurulanmak için yer vermedi.” (9. Sınıf, 2008, s. 8). Yine Ermeni Ulusal Büro başkanı (1918’de Ermeni devletinin Dış ilişkiler Bakanı) Aleksandır Khatisyan’ın Türk-Ermeni müzakereleri hakkında yazdığı mektuplarının birinde dile getirdiği, “Kötü bir uzlaşma sözleşmesi getireceğiz ama böylelikle bağımsız bir Ermenistan, ev, yuva kısacası demokratik aklın mücadele ettiği bir yeri elde edeceğiz.” (9. Sınıf, 2008, s. 8) sözleri de dikkate değerdir. Ayrıca Türklerin bölgeden çekilmesiyle birlikte bölgedeki savaşların tek sorumlusunun aslında Türkiye olduğuna da işaret edildiği görülmektedir (9. Sınıf, 2008, s. 11).

Ermeni tarih ders kitaplarında, Türklerin gerek Brest-Litovsk gerekse Gümrü Antlaşmaları ile geri aldıkları toprakların aslında Ermenilere ait olduğu vurgulanmakta, dahası Gürcü ve Azeriler Türklerin Ermenistan’a ait olan toprakları işgalleri sırasında sessiz kaldıkları için suçlanmaktadır. Türklerin yanı sıra İngiliz ve Rusların da bu dönemde Ermenilere karşı Azerilere yardım ettiği ve Ermenilerin mağdur edildiğine de dikkat çekilmektedir.

Kaynakça

վ.Բարխուդարյան,Ա.Հակոբյան,Հ.Հարությունյան, Վ.Ղազախեցյան,Յու.Հովսեփյան,Է.Մինասյան,Է.Մելքոնյան, ՀայոցՊատմությունը: ԴասագիրքՀանրակրթականԴպրոցի 9- րդԴասար, Արմենիա, Մակմիլան, 2008. (V. Barkhudaryan, A. Hakobyan, H. Harut’yunyan, V. Ğazakhetsyan, Yu. Hovsep’yan, E. Minasyan, E. Melk’onyan, Hayots Patmutyunı: Dasagirk’ Hanrakrt’akan Dprotsi 9-rd Dasar, Armenia, Makmilan, 2008 – V. Barkhudaryan, A. Hakobyan, H. Harut’yunyan, V. Ğazakhetsyan, Yu. Hovsep’yan, E. Minasyan, E. Melk’onyan, Ermeni Tarihi: Ortaöğretim 9. Sınıf Ders Kitabı, Ermenistan, Makmilan Yayınevi, 2008).

Ա. Մելքոնյան, Պ. Չոբանյան, Ա. Սիմոնյան, Ա. Նազարյան, Վ.Բարխուդարյան, է. Գևորգյան, է. Խաչատրյան, ՀայոցՊատմություն: 11- րդԴասարանԴասագիրք, Երեվան, Զանգակ, 2010. (A. Melk’onyan P. Çobanyan, A. Simonyan, A. Nazaryan, V. Barkhudaryan, E. Gevorgyan, E. Khaçatryan, Hayots Patmut’yun: 11-rd Dasaran Dasagirk’, Yerevan, Zangak, 2010 – A. Melk’onyan P. Çobanyan, A. Simonyan, A. Nazaryan, V. Barkhudaryan, E. Gevorgyan, E. Khaçatryan, Ermeni Tarihi: 11. Sınıf Ders Kitabı, Erivan, Zangak Yayınevi, 2010).

Palabıyık, M. S.ve Y. Deveci Bozkuş (2009), “Turkish – Armenian Relations (1918-2008)”, (Der.) Ömer Engin Lütem, The Armenian Question, Basic Knowledge and Documentation. Ankara:Terazi Publishing.

Uras, E. (1987), Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi.İstanbul:Belge Yayınları.

Zolyan, M.ve T. Zakaryan (2008), “Representations of “Us” and “Them” in History Textbooks of Post-Soviet Armenia”, Internationale Schulbuchforschung/ International Textbook Research, Cilt 30, No 4.

Not

Bu çalışma “Balkan ve Karadeniz Ülkelerinde Güncel Tarih Ders Kitaplarında Osmanlı / Türk İmajı” başlıklı (110K571 nolu) ve Doç. Dr. Mehmet Hacısalihoğlu tarafından yürütülen TÜBİTAK 1001 projesi verilerinden yararlanılarak hazırlanmıştır.

© 2020 - Marmara Üniversitesi